Tuesday, 24 April 2012
Adamımsın Cech
"He's an experienced referee and if you have that experience from Turkey with the likes of Galatasaray and Fenerbahce, this game, a Champions League semi-final, should not be a problem."
Tuesday, 17 April 2012
Yetiş ya CBABDULLAHGUL!
Daha önce bir dönem satılan ama birkaç yıldır gözüme çarpmayan Abdullah Gül temalı çakmağa geçenlerde yine rastladım. Bir TL'ye iki çakmak ve kalem içeren paketi hemen satın aldım. İddialıyım, bu nesne tek başına bir modern sanat eseri. Bienal'de kendine rahatlıkla yer bulur ve ilgi çeker. Önceki versiyonuna göre daha "garip" bir hale gelmiş, bu kez Juventus Logo'lu olmuş. Batman'den esinlenerek, CBABDULLAHGUL'u yardıma çağırmak için üretildiğini düşündüğüm bu çok kıymetli eseri resimlerle size tanıtmayı bir borç bilirim.
Biz bebekken X5'e biniyürdük dayy!
İyimser ihtimalle 15 sene, gerçekçi bakmak gerekirse yirmi sene önce BMW X5 modeli mevcut değildi, esamesi bile yoktu. Milyonların takip ettiği, en çok izlenen diziler arasında yer alan bir yapımda böyle fahiş hatalar olması komik. Ama şu da var; bu Emir ve ailesi çok zengin, belki o tarihlerde, daha X5 yokken, X5'e biniyorlardı. Başlık tüm Ormancılar için gelsin.
Thursday, 12 January 2012
Baba evlat buluşması
Monday, 26 December 2011
Fairuz vs. Nilüfer
Friday, 9 December 2011
1954-2011
Sócrates Brasileiro Sampaio de Souza Vieira de Oliveira
Monday, 10 October 2011
Alo Jose ben Ayşe...
Ha Jose Mourinho ile söyleşi nasıl mı yapılır? Burada kallavi bir örneği mevcut. Yüzümüz kızarmayacaksa ikisini okuyup gururla işte Türk basını diyebiliriz.
Tuesday, 4 October 2011
sdfjf!45dfkşl!!qrf+%+%hjg0+^^%şlkflşkdff
- Yorum İstanbul - Avrupa Yakası
- West Blocks - Avrupa Yakası
- Avrupa Konutları Atakent 3 - Avrupa Yakası
- Maximoon - Avrupa Yakası
- Merkez Kayaşehir - Avrupa Yakası
- Fuaye Süreyyapaşa - Anadolu Yakası
- Simplicity - Anadolu Yakası
- İstanbul Lounge - İstanbul Lounge 2 - Avrupa Yakası
- Bizimevler 4 - Avrupa Yakası
- Spradon Vadi - Avrupa Yakası
- Ataman Karina - Anadolu Yakası
- Batışehir - Avrupa Yakası
- Exen İstanbul - Anadolu Yakası
- Adapark - Anadolu Yakası
- İstWest - Avrupa Yakası
- Modakent - Anadolu Yakası
- Lagün - Anadolu Yakası
- İstanbul Sarayları - Avrupa Yakası
- Kelebekia Premium - Andolu Yakası
- Sarphan Finans Park - Anadolu Yakası
- Yedikule Konakları - Avrupa Yakası
- 1stanbul - Avrupa Yakası
- Dalga Kule - Anadolu Yakası
- Eston Deniz / Eston Şehir - Avrupa Yakası
- Varyap Meridian Ataşehir - Anadolu Yakası
Thursday, 18 August 2011
El-Rezilliko
Geçen sezonu Barselona yalamalığına gıcık olarak geçirmiştim. Bu yalamalık, gerçekten futbol’da çığır açan, sistemleri yeniden sorgulatan, yirmi – otuz yıl’da bir denk gelebilecek bir ekibe karşı bile sempati ile yaklaşmamı önlemişti. Bu yalamalığın biraz kırılması için son iki sezondur El-Clasico’larda Real’in tarafını tutmuştum. Bu, daha önce Barselona’yı desteklediğim anlamına gelmesin. Romario’lu, Stoichkov’lu, Laudrup’lu, Koeman’lı, Kappa formalı takım, çocukluğumun efsanesiydi. Ronaldo’lu, Zidane’lı, Roberto Carlos’lu, Raul’lu o efsane Real Madrid’i de çok sevmiştim. Gerçi o dönemde de Real Madrid yalakalığı vardı bu coğrafya’da. Uzun sözün kısası söz konusu iki takım olunca keskin çizgilerim yok, “iyi oynayan kazansın”cıyım. Yalama rüzgarı ne taraftan eserse, safımı hafiften ona göre kaydırırım. İspanya Süper Kupası ikinci maçına da hafif Real Madrid’li bir çizgide başladım. Bu, geçen sezon bıraktığımız noktadan devam eden bir bakış açısı. İlerleyen günlerde Hamit’in ve Nuri’nin de takıma girebileceğini, Mesut’la beraber bu üçlünün, bu coğrafya’da Real’in daha fazla ilgiye mazhar olmasına, yalama rüzgarını arkasına almasına neden olacağını düşünüyorum. O zaman gelince duruma bakarız, safımızı değiştiririz. Dünkü maça Real Madrid iyi başlamıştı ama yine işi bitiren Barselona oldu. Bu ikilinin buluşmalarında hep Barselona’nın, Real Madrid’e oranla elinde daha fazla sermayesi olduğunu, gol atmak için sadece istemesinin yeterli olduğunu gözlemledim. Barselona, İşler sıkışınca biraz baskı kurup, golü bulabiliyor ve maçın genelinde de kendini çok fazla sıkmıyor. Dün maç 2-2’ye geldikten sonra Barselona’nın 3-2’yi bulacağını düşünüyordum ve öyle de oldu. Barselona oyuncuları; “dördüncü gol gerekse onu da atardık” izlenimi veriyor.
Bu yazı ve uzun girizgâh aslında skorun 3-2'ye gelmesinden sonra olanlar için yazıldı. Marcelo, yine kaybetmenin hırsıyla Fabregas’ın bacağını kırmaya -aslında ben bu hareketi tescilli kasaplar Pepe ve Khedira’dan beklerdim- teşebbüs etti. Ondan sonra saha karıştı. Arbedenin tekrarlarını izlerken özel insan! Joze Mourinho’nun Guardiola’nın yardımcısının kulağını çekmeye çalıştığını gördük. Mourinho bu hareketinin cevabını itilerek – kakılarak aldı. Sportmenlikten hiç nasibini almamış yüce şahsiyet muhtemelen maçtan sonra yine günlerce hakemi eleştirecek, basın toplantılarında Karanka’yı medyanın karşısına sürecek ama yine kendini hiç hatalı görmeyecek, yaptıklarından hiç ders almayacak. Gittiği her ülke’de basınla ve meslektaşlarıyla ters düşen, gereksiz polemikler yaşayan Mourinho, sportmenliğin, futbolun yüz karasıdır. Mourinho’nun saçtığı nefret tohumları oyuncularının pek çoğuna da sirayet etmiştir. Casillas, Kaka gibi gerçek sportmenler adına üzülüyorum.
Real Madrid yönetimi bence Real Madrid gibi bir kulübü, dünyanın gözü önünde bu kadar aciz durumlara düşüren Mourinho konusunda radikal bir adım atmalıdır. Bu hastalıklı sürece acil çözüm bulmalıdır. Bence görevine son verilmesi Mourinho’nun hayrına olacaktır. Yoksa kendisi her Barselona yenilgisinde ayrı bir rezillik çıkararak, Real Madrid’in prestijini aşağı çekmeye devam edecektir. Dört bir yanı Respect sloganlarıyla dolduran Uefa da Mourinho’nun cezasında indirime gideceğine, artırıma gitmelidir.
Barselona’yı ve hocası Pep Guardiola’yı tebrik ediyorum. Her seferinde, sadece futbol oynayarak, Mourinho’ya en güzel cevabı vermeyi başarıyorlar. Mourinho Real Madrid’den gidene kadar ben de Barselona’lıyım.
Friday, 15 July 2011
Copa America'ya bakış 1

Uzun süren sessizliğimizi yine bir futbol yazısıyla bitirelim. Copa America'da grup aşaması geride kaldı ve çeyrek finalistler belli oldu. Üç grupta oynanan 18 maçta 37 gol atıldı. Maç başında 2,05 gol ortalamasıyla kısır bir grup aşaması oldu. A ve C grubunda on'ar gol atılırken, B grubunda atılan 17 golün 12'si son maç gününde geldi. Çeyrek finaller öncesi naçizane gözüme takılan bazı şeyleri buraya not düşmek istedim.




