Tuesday, 7 December 2010

Bambaşkaymışsınız Hürriyet!

Türkiye'nin en iddialı spor sayfalarını hazırladığı konusunda tereddüdü olmayan Hürriyet gazetesi muhteşem bir iş yapmış. Gitmiş Roberto Carlos'la konuşmuş. İyi de, acaba bunu sayfalarına yansıtmayı becerebilmişler mi? Bir bakmak lazım.

4 Aralık 2010 tarihli Hürriyet'in şehir baskısındaki 42. sayfanın uzaktan görünüşü taasrımı güzel olmasa da üstte. Okuyucu olarak bizi ilgilendiren kısım ise detayda. Onun için de sıradaki resme geçelim.


'Zico hançerlendi' ve 'Daum yüzüme başka arkama başka konuştu' haberlerinin içeriğine bakınca noktasından virgülüne aynı ifadeleri görüyoruz. Tek bir fark var üstteki haberde 'Belki ben de kalırdım' cümlesi alttaki haberde 'Belki ben de kalırdım ve futbola vedamı Fenerbahçe'de yapardım' şeklinde uzatılmış.
Bu sayfada yer alan 'Türkiye'yi özledim' haberi de, aynı gazetede bu sayfanın komşusu 43. sayfada da kısaltılmış haliyle kullanılmış. Haddimi aşmadan naçizane fikrimi söyleyecek olursam, 'Kırmızı Çizgi' isimli programda haftada bir Hıncal Uluç'la beraber Türk basını ve spor kamuoyuna ayar verme yarışına giren Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Aslan'ın da sanırım işe önce kendi ekibinden başlaması gerekiyor.

Monday, 15 November 2010

İlginç at isimleri - 1979

Yarışlarda koşan atlara verilen isimler zaman zaman, konuyla ilgisi olmayan insanların bile dikkatini çekmiştir. Eskilerden Bibidibabidibu, Kaşemumkara, Biliyormusunuz Kim ve çok yenilerden Binde Gör gibi safkanlar isimleriyle dikkat çekmiş ve rakiplerine göre biraz daha ünlü hale gelmişti. Buradan hareketle ben de, daha çok geçmişten olmak üzere ilginç isimleri burada sunmaya karar verdim. Serinin ilk yazısında 1979 yılında pistlerde boy gösteren ilginç isimli atları hatırlayalım..

İngiliz atları

Bağ Koptu
Bu Başka Pyo
Cingöz Recai
El Satması
Fakir Sofrası
Kamçını Verme (favorimdir)
Sana Borçluyum
Sürtük
Uçak Kaçtı
Yer Basması

kamçını verme (5), 1976 yılında Batuhan'ın ardında ikinci, İstanbul
Arap atları
Bibioğlu
Buhubuhare
Cırrık
Harput Serveti
Sadfet Hotan
Vosvos

Monday, 8 November 2010

Zenyatta'yı da geçerler



İşlerin yoğunluğundan dolayı fazlasıla boşladım blog işlerini. Onu affettirme adına koymuş olayım bu yazıyı da. Efsane bir yarış oldu izlemek isteyen buradan

Friday, 8 October 2010

Geç oldu ama...

Geç keşfettim ama bayıldım. Hurts-Wonderful Life...

Tuesday, 5 October 2010

15 tay'a 1 milyon 362 bin TL

Dün Veliefendi hipodromu'nda Anadolu Tarım İşletmesinin yetiştirdiği 16 safkan arap atı görücüye çıktı, 15 tay toplam 1 milyon 362 bin TL'ye sahiplerini buldu. Satış komisyonu'nun 100 bin TL taban fiyat belirlediği Bozyeleli'ye alıcı çıkmazken 155 bin TL'ye Mahmut Doğan tarafından satın alınan Cihanefe günün en pahalı tayı oldu.

Hemen alttaki yazımda satışlarda öne çıkmasını beklediğim safkanları kısaca incelemiştim. Cihanefe, Altuğhan ve Halilim beklediğim gibi ilgi görürken, Seymenbey ve Dedesabri tahminimin aksine daha uygun fiyatlara alıcı buldu. Satışlar sonunda oluşan tablo;
Fotoğraflar sırasıyla; 1-Cihanefe 2-Kocaerol 3-Altuğhan 4-Halilim

Sunday, 3 October 2010

Taylar görücüde

Anadolu Tarım İşletmesi Müdürlüğünce yetiştirilen 2008 doğumlu 16 safkan arap tayı yarın Veliefendi hipodromu'nda sahiplerini bulacak. Aşağıdaki tayların satışlarda ön plana çıkmasını bekliyorum.

SEYMENBEY: Yelhan - 73. Cahide.
Anne kardeşleri: Bayçora, Özgünay, Akıncıbey, Akasoy, Baydanhan
Baba kardeşleri: Asiye, Delice, Demirören, Uçanok, Hızlıkız, Çakırtay

Orjin olarak kum piste daha yatkın gördüğüm bu tay, anne tarafından kum pistin iyi atlarından Bayçora ile kardeş. Bayçora 81 kum pist yarışında 20 birincilik almıştı.

ALTUĞHAN: Yelhan - 118. Zehra
Anne kardeşleri: Bolkar, Sondarbe
Baba kardeşleri: Asiye, Delice, Demirören, Uçanok, Hızlıkız, Çakırtay

Engin Sezen'in sahibi olduğu Bolkar, 2004 mayıs ayında başladığı koşu hayatını 2005 mayıs'ta noktalamıştı. Özgün yavrusu Bolkar, koştuğu 16 yarışın sekizini kazanmıştı. Bu birinciliklerin yedisi çim'de gelmişti. Tiki Tork Ku yavrusu Sondarbe ise kum pistte kazandığı 15 yarışla iyi kum atları arasındaki yerini almıştı.CİHANEFE: Şövalye - 39. nazıma
Anne kardeşleri: Ufukbir
Baba kardeşleri: Hayatım, Kaman, Erentay, Erolbey, Dönmezbey, Esenhanım, Hakansoylu

2006 Mayıs ile 2007 Ağustos arasında koşan Ufukbir 15 startında altı birincilik almıştı. Haralar ve TBMM koşularını kazanan Albatur yavrusu Ufukbir İstiklal Savaşı koşusu'nda üçüncülük almıştı.

2005 doğumlu Hayatım ise son dönemin başarılı kısraklarından. Çim'de 19 startında beş kez ganyan olan Hayatım kum pist yarışlarına damga vurdu. Normal Kum piste 28 yarışta 14 birincilik alan Hayatım hiç tabela dışında kalmadı. Çim'de Karacabey Tarım İşletmeleri, Anadolu Tarım İşletmeleri, Ankara Vali kupası gibi koşuları kazanan Hayatım, Veliefendi ve Tarım-Köyişleri Bakanlığı koşuları'nda ikincilik aldı. Kum pistte ise Sultansuyu Tarım İşletmeleri, Yüksek Komiserler Kurulu, Misak-ı Milli ve Adana kupasını kazanan Şövalye yavrusu TSK ve Haralar koşusu'nda ikinci gelmişti.

DEDESABRİ: Tamerinoğlu - 55. Seyyare
Anne kardeşleri: Batuhanbey, Babanur, Uslubey, Bikeç
Baba kardeşleri: Berşan, Akoğuz, Sungur

Şampiyon Tamerinoğlu'nun yavrusu Dedesabri, anne tarafından da Babanur gibi bir başaltı safkanın kardeşi. Berkoş yavrusu, 1998 doğumlu Babanur, 2001 - 2007 arasında 100'ün üzerinde koşu koşup, istikrarlı bir grafik çizmişti. Sürmeli Karaca'nın sahibi olduğu safkan çim pistte 12 yarış kazanmıştı.

HALİLİM: Tamerinoğlu - 112. Zehra
Anne kardeşleri: Hayatım, Özütok, Esenhanım
Baba kardeşleri: Berşan, Akoğuz, SungurBakalım hangi taylar, kaç paraya kimin olacak..

Friday, 17 September 2010

Şampiyon Sabırlıyı kaybettik.

fotoğrafta Sabırlı jübilesinde görülüyor.

Geçirdiği başarılı yarış hayatının ardından, 2010 aşım sezonunda aygır olarak yetiştiriciliğimize hizmet vermeye başlayan ‘Sabırlı’ Karacabey Pansiyon Harası’nda geçirdiği talihsiz bir kaza neticesinde yaşamını yitirdi. Sabırlı’nın ölümü atçılık camiası ile yarışseverler arasında büyük üzüntü yarattı.

Düşen nalının yerine takılması için tırnağına törpü yapılırken aşırı titizlik göstererek şahlanan ve sırt üstü yere düşen Sabırlı, bu düşme esnasında boynunun 2. omurunda meydana gelen kırığın omuriliğe zarar vermesi nedeniyle hiçbir müdahale yapılamadan ölmüştür. Oluşan kaza esnasında aygırın tekmelerine maruz kalan nalbantımız Ercan Aslan, başına ve sırtına aldığı darbeler sonucu acil olarak Mustafakemalpaşa Devlet Hastanesine kaldırılmıştır. Yapılan yoğun müdahaleler sonrasında hayati tehlikeyi büyük oranda atlatmış ve halen tedavisine devam edilmektedir.

9 Nisan 2001'de Karacabey Pansiyon Hara'da doğan Sabırlı, Aydoğan San’ın yetiştiricisi ve sahibi olduğu Cemal Kurt’un antrenörlüğünü yaptığı, çok başarılı bir safkandı. İlk yarışını 13 Temmuz 2003’de bir maiden yarışta koşan safkan bu yarışta Sadettin Boyraz’ın idaresinde 3. olduktan sonra, koştuğu Şartlı 2 yarışını Sadettin Boyraz ile kazandı. Kazandığı ilk grup mücadele olan yarış, 20 Eylül 2003 tarihinde koşulan G2 Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği Koşusu’dur. 1 Kasım 2003 günü hayatının ilk G1 yarışı olan 2 yaşlı İngiliz taylarının en büyük ve önemli yarışı olarak kabul edilen Çaldıran Koşusu’nu yine Halis Karataş ile kazanmıştır.

Başarılı safkan için, 27 Eylül 2009 tarihinde Veliefendi Hipodromu’nda büyük bir jübile töreni yapılmıştı.

Şampiyon Sabırlı...

Türkiye’de doğmuş ve yetişmiş en başarılı safkan.

* 6 defa ile taylığında en çok grup yarışı kazanan safkan
* 22 defa ile en fazla grup yarışı kazanan İngiliz safkan
* Kazanç sıralamasında İngiliz safkanları arasında lider
* 1200 metre çim pist rekoru 1.08.97 ile ona ait

4 kez Fatih Sultan Mehmet Koşusu, 3’er kere ise Adnan Menderes ve Fikret Yüzatlı Koşusu’nu kazanmış Sabırlı; günümüze kadar 51 kez start almış ve bunlardan 48 koşuda tabelaya girmiştir. Bu bir yarış atı için oldukça önemli bir başarı olarak kabul edilir. Tabela yaptığı yarışlar içinde 26 birincilik, 10 ikincilik, 8 üçüncülük ve 4 dördüncülük yapmıştır. Toplam kazancı 4.012.014 TL‘dır.

Sabırlı yurtdışında oldukça önemli bir yarışçılık merkezi olan Dubai’de 10 Şubat 2006 tarihinde Halis Karataş ile kazandığı DNRD CUP ile aynı zamanda milli gururumuz olmayı da başarmış bir safkanımızdır.

Aynı zamanda ülkemizde İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda düzenlenen ve yurtdışından söz sahibi safkanların da start aldığı Enternasyonal Yarışçılık Festivali kapsamında koşulan ve Avrupa’nın en yüksek ikramiyeli (1.020.000 USD), mile (1600 m.) yarışı olan Topkapı Koşusu’nda 2007 yılında Halis Karataş ile birinciliğe uzanıp yabancı safkanları geride bırakmayı başarmıştır.

Safkan koştuğu 51 yarış içinde 42 kez Halis Karataş ile start almıştır. En büyük klasik olan Gazi Koşusu’nda üçüncü olan Sabırlı’nın kazandığı yarışlar arasında, 4 kez kazandığı Fatih Sultan Mehmet Koşusu, 3’er kere kazandığı Adnan Menderes Koşusu ve Fikret Yüzatlı Koşusu, Enternasyonal Topkapı Koşusu, Zühtü Erişen Koşusu, TSYD Koşusu, Atıf Esenbel Koşusu, Fevzi Çakmak Koşusu, TYAYSD Koşusu, Çaldıran Koşusu, Kocatepe Koşusu, Vehbi Koç Koşusu, Necip Fazıl Kısakürek Koşusu, İstanbul Ticaret Odası Koşusu, Horse Racing Ireland Koşusu, Piaget Marmara Koşusu gibi birbirinden önemli yarışları saymamız mümkün.

*Haberin tamamı www.tjk.org sitesinden alınmıştır.

Wednesday, 15 September 2010

Spikerlikte yeni moda: bozuk plak ekolü

Önce Ercan Taner, Türkiye'nin Belçika'yı 3-2 yendiği maçın ardından, yaklaşık sekiz kere falan "maç bitti" diye bağırdı. Ardından Murat Murathanoğlu, Türkiye finalist olunca 150 kere "Kerem Tunçeri" dedi ve takıldı kaldı, zor durdurdular. Bursaspor x Valencia maçında da spiker son dakikalarda dört kere "Turgay'ı çektiler orada" diye haykırdı. Yeni moda bu, bakalım daha neler olacak.

Friday, 20 August 2010

Senkronize #2


PAOK-Fenerbahçe Avrupa Ligi Play-off ilk maçı
(19 Ağustos 2010, Toumba Stadı)

Tuesday, 10 August 2010

ooon sekiiiiizzzzzzz! oon sekiiizz!


Zenyatta, cumartesi günü koştuğu 300,000 dolar ödüllü Clement L. Hirsch Stakes yarışını da kazandı ve katıldığı 18'inci koşudan da zaferle ayrılmış oldu.

Mike Smith'le start alan 6 yaşındaki şampiyon kısrak, Rinterval'i ikincilikte bırakırken, önceki iki yıl'da da birinci geldiği bu yarışta ilk sırayı yine kimseye kaptırmadı.

Zenyatta bu yıl; Vanity Handikap, the Apple Blossom ve Santa Margarita Handikap'tan sonra dördüncü kez grup 1 yarış kazanmış oldu.

Toplamda 12'inci kez en üst bir seviyeli yarışta ganyan olan Zenyatta, bu alandaki rekorun sahibi bir başka kısrak Bayakoa'yı yakalamış oldu.

Toplamda, Britanya'lı meslektaşı, 18'de 18 yapan, emekli Eclipse'in rekorunu da egale eden Zenyatta, şimdi yurttaşı, Peppers Pride'ın 19 yarışlık yenilmezlik rekorunu geçmeye çalışacak.

2005 yılında, altmış bin dolar'a Keeneland satışlarından alınan Zenyatta'nın toplam kazancı 6,254,580 dolar'ı buldu.

Tuesday, 27 July 2010

Aksanına kurban!


Ne zamandır ara vermiştim Sophie'm bi'tanemle geri dönmüş olayım. 
Eskilerden, 'Today the sun's on us'


Wednesday, 21 July 2010

Dünya Zenyatta'yı konuşuyor!


Yarış hayatını Birleşik Devletlerde sürdüren Zenyatta isimli kısrak, 13 temmuz'da, yarış yaşamının 17'inci startını da kazanmayı başardı. Altı yaşındaki dişi at, en son Hollywood Park'taki Grup 1, Vanity Invitational Handicap yarışını, üst üste üçüncü kez kazandı ve yenilmezliğini sürdürdü.

2005 yılında, altmış bin dolar'a Keeneland satışlarından alınan Zenyatta'nın babası Street Cry. Street Cry aynı zamanda 2007 Kentucky Derby galibi Street Sense'in de babası.

Kazandığı 17 yarışın 11'i Grup 1 olan Zenyatta, şimdiden adını Birleşik Devletler yarışçılık tarihine altın harflerle yazdırdı. 17'inci yarışını kazanan Zenyatta, hiç geçilmeyen atlar listesinde, dördüncü sıraya yerleşti.

Zenyatta şimdi gözünü, Britanya'lı meslektaşı, 18'de 18 yapan, emekli Eclipse'in rekoruna çevirdi.Zenyatta, ardından da iki numaradaki yurttaşı, Peppers Pride'ın 19 yarışlık rekorunu geçmeye çalışacak.

Dileyenler ve girebilenler! youtube'dan Zenyatta'nın bir çok koşusuna ulaşabilir. Bu vesileyle, biz de, bizim toprakların, hiç geçilmeyen şampiyonu, arap atı Tunca'yı analım. Zenyatta, Eclipse ve Peppers Pride'ı geçerse, bakalım Tunca'yı geçebilecek mi?

Saturday, 3 July 2010

Güle güle Dunga!

Klişe laftır: "Ben demiştim demeyi sevmem ama..." Niye sevmiyorsun "ben demiştim demeyi"? O zaman niye "diyorsun"? Bu ifade'deki ego, bence "ben demiştim" ifadesinden yüksek. Ben, "ben demiştim" diyorum. burada!


Futbol'da iki kere iki'nin dört ettiği bir sürece tanıklık ettik. Bu kadar yanlışla Brezilya ancak çeyrek finale kadar gelebildi. Evet, kuşkusuz kupayı da alabilirdi, iki kere iki beş edebilirdi, ama etmedi, tutmadı. Güzel oldu.

Brezilya'nın kadro tercihleri çok kötüydü. Dunga'nın oyun zekasına inanmıyordum ayrıca giydiği kıyafetlere fena kafayı takmıştım. Yeşil tişört, pembe gömlek, siyah palto kombinasyonu ya da sarı tişört mor gömlek kombinasyonu, vuvuzela'dan daha yıpratıcıydı maçlar esnasında.

Elano'yu kadroya aldı, bu hamle, seçimlerini ezbere yaptığına delalet ediyordu. Melo'yu da kadroya alınca, hiç şüphem kalmadı. Tuttu bir de Bastos'tan sol bek yaptı. Bu kupa, eğer forvet oynasaydı, Bastos'un kupası olabilirdi. Yaptığı doğru işlerden biri Ramires'i kadroya almak oldu. O doğruyu da, Ramires'i kupada sadece 105 dakika oynatarak yok etmeyi başardı. Brezilya'nın teknik futbolundan nasibini hiç almamış, Juventus'ta rezalet bir sezon geçiren Melo ise 291 dakika sahada kaldı.

Dunga daha gömlek seçemiyor, oyuncu nasıl seçecek. Ahh O yeşil tişört, pembe gömlek yok mu?... ahh..iyi oldu. Bir Dunga ve kombinasyonları seçkisi hazırladım buyrun.

Thursday, 17 June 2010

NTV Spor, sen nelere kadirsin!

Başlık "Kral Kupası'nda yeni statü", haberin içi "İspanya Süper Kupası" diye devam ediyor. Süper Kupa bundan böyle iki maç üstünden oynanacakmış. 30 senedir zaten iki maç oynanıyor. Gel de Bu haberin içinden çık. Anlayan beri gelsin. Girdikleri haberi bir kere okumaktan acizler.

Monday, 14 June 2010

Bir dil bir ülke!


2010 Güney Afrika Dünya Kupası'nda enteresan bir grup var: H Grubu. Grubun üyeleri İspanya, Honduras, İsviçre ve Şili. Bu takımların biraraya gelmesini enteresan kılan şey ise konuştukları diller. Zira, İspanya, Honduras ve Şili'nin resmi dili 'İspanyolca' buna mukabil İsviçre'nin de Romence'yi saymazsak üç adet resmi dili var: Fransızca, İtalyanca ve Almanca.
Normalde bu grubun, konuşulan diller dikkate alındığında, Fransa, İtalya, Almanya, İspanya şeklinde olması gerekirken, FIFA'nın oyunu (!) sonrası İspanya, Honduras Şili, İsviçre şeklinde oluşmuş. Dünya işte!

Sunday, 13 June 2010

Yazıklar olsun!

Başlığa dikkat: "Ölüsü bile para ediyor." Böyle bir çirkinlik olabilir mi? Ölüsü dedikleri şey nedir acaba? Söyleyecek kelime bulamıyorum. Utanmadan böyle bir başlık yazabiliyorlar. Bir de sonra habere "geçen yıl kaybettiğimiz" ayakları yaparak giriyorlar. Bölümün adı "Editörün seçtikleri". "Editörün sıçtıkları" olması lazım.

Tuesday, 8 June 2010

Kafkaslı ve Selim Kaya rekora koştu!

Şampiyon arap atı Kafkaslı, 5 haziran cumartesi günü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koşusunu üst üste dördüncü kez kazandı.

Yarışı hep olduğu gibi en geride takip eden Selim Kaya ve Kafkaslı, düzlük sprintinde rakiplerine şans tanımadı. Hayatım ikinci, Cangıl üçüncü, Özhaber de dördüncü oldu.

2007'de koşulmayan bu koşuyu; 2006, 2008 ve 2009'dan sonra bu yıl da birinci bitiren Kafkaslı, hem bu yarışı dört kez kazanan bir başka şampiyon Albatur'un rekoruna ortak oldu hem de üst üste Dört birincilikle bir ilki başardı.

İlginç olan nokta; Albatur'un Kafkaslı'nın büyük babası olması. Kafkaslı'nın soy kütüğü üzerinden bir kaç ilginç tesadüfe daha bakalım;



  1. Kafkaslı'nın babası Caş, 1999 yılında bu koşuda ikincilik elde etmiştir.
  2. Kafkaslı'nın büyük babası Albatur, 1982/83/85 ve 86'da bu koşuyu kazanmıştır.
  3. Albatur'un babası şampiyon Satvet, 1971 ve 72'de bu koşuda zafere uzanmıştır.
  4. Kafkaslı'nın babası Caş'ın anne tarafından akrabası, 1962 doğumlu Tulyar, 1966'da bu koşuda birincilik almıştır.
  5. Kafkaslı'nın annesi Malike 18'in baba tarafından akrabası, 1957 doğumlu Canberk, 1961 ve 62'de bu koşuyu kazanmştır.

Jokey Selim Kaya da üst üste dördüncü defa bu yarışı kazanıp, jokey Kadir Altınöz'ün rekoruna gözünü dikti. Kadir Altınöz, 1981/82/83/84 ve 85'te, üçü Albatur'la, biri Bodrum'la biri de II.Umut'la olmak üzere zafere ulaşmıştı.
Kafkaslı'nın kazandığı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koşusu'nun videosu:

Tuesday, 1 June 2010

Avrupa hentbolu'nun en büyüğü Kiel!


Avrupa Hentbol Şampiyonlar Ligi'nde Barselona ile Kiel'i buluşturan final maçı nefes kesti.

Bu sezon ilk kez uygulanan dörtlü finale Almanya'nın Köln kenti ev sahipliği yapı. 19500 kişilik Lanxess arena'da maçlar kapalı gişe oynandı.

2007'nin şampiyonu Almanya temsilcisi Kiel, son iki sezonda kupayı finalde Ciudad Real'e kaptırmıştı. İki ekip, bu kez yarı finalde karşı karşıya geldi. Kiel, İspanya temsilcisi rakibini geriden gelerek, ikinci yarıdaki gollerle 29 - 27 yendi.

Diğer finalist Barselona ise yarı finalde Chekhovskiye Medvedi'yi kolay geçti. Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki bu bir numaralı kupasını 7 defayla en fazla kazanan takım olan Barselona, yarı finale çıkarak tarihinin en büyük başarısına ulaşan Medvedi'yi 34 - 27 ile saf dışı bıraktı.

Finalin tarafları bu sezon grup aşamasında karşı karşıya gelmiş. İlginç bir şekilde Barselona, Almanya'da, Kiel de İspanya'da galibiyet almıştı.

Final maçına Barselona iyi başladı, ilk devreyi 20 - 17 galip kapattı. İkinci devrede fark bir ara altı sayıya çıktı. İkinci yarının ortasından itibaren bir momentum yakalayan Kiel, farkı kısa sürde eritti ve öne geçmeyi başardı. Özellikle Fransız kalecisi Thierry Omeyer'in akıl almaz kurtarışları Barselona'nın Kiel'i yakalamasını önledi. Kiel, büyük çekişmeye sahne olan finali 36 - 34 kazandı.

Kiel, ikinci şampiyonlar ligi zaferini, Alman taraftarların meşaleleri eşliğinde Lanxess arena'da çoşkuyla kutladı.

Muhteşem finalin 45 saniyelik özet görüntüsü burada.

Saturday, 29 May 2010

Kral dönmüş!


Müzikalitesini 'Duhtbrahma' yorumlar lakin ben şarkıya bayıldım. 'Dinledikçe seversin' janrında bir Tarkan şarkısı. Güfte müteveffa Aysel Gürel'den: Sevdanın son vuruşu...

Thursday, 27 May 2010

İstiklal Marşı Hadise'si

Malum Hadise'nin milli maç öncesi okuduğu İstiklal Marşı bir çok tartışmaya yol açtı. Maç Amerika'da olduğu için Amerika'lıların bir ünlüye ulusal marş okutma alışkanlığından etkilendik herhalde. Burada eleştirilecek son kişi bence Hadise. Söylenmesi çok zor bir marşımız var. Bir de müzik desteği olmadan bu marşı okumak ve beğenilmek mümkün gözükmüyor.

Erkin Koray da uzun yıllar bunun mücadelesini vermişti. Marşın zor olduğunu, hatalı olduğunu savunmuştu. Yetkililere çağrıda bulunmuş, besteyi yeniden yapmaya hazır olduğunu belirtmişti. Hadise'den sonra bir çok otorite'den görüş aldı basın mensupları ancak bu konuya en çok kafa yoran isimlerden Erkin Koray'ı göremedik ekranlarda. Görüş alan olduysa belki de ben kaçırmışımdır ya da Erkin baba da görüş vermek istememiş olabilir.

Şimdi Erkin baba'nın 2006'da yazdığı "Mezarlık Gülleri" isimli kitabından sözünü ettiğimiz konuya ilişkin bölümü noktasına dokunmadan alıntılıyorum:

"Şu İstiklal Marşı'nı yıllardır stadyumlarda söylerken, halkın bando bitirdikten daha sonra bitirdiğini duyamamış olan "uzman"ların kulaklarına hepimiz "eşek kulağı bu herhalde" desek, eşeğe hakaret olur.

Yanlış bestelenmiş olması da ayrı bir konu...
Dilimde tüy bitti! Bırakın maçlardaki 50 bin hafadan 50 bin ayrı ses çıkışını, bu olayın tarihini özellikle not aldım: 10 Kasım 1999 saat 09:05...

Anıtkabir'de Atatürk'ün huzurunda devlet erkanı... Bırakın 50 bin'i, 50 en fazla 100 kişiler... Söyledikleri İstiklal Marşı'nı televizyon arşivlerinden ne olur bir bulun, ağlarsınız! Veyahut da kendinizi tutamayıp güler misiniz bilmem... 100 ayrı ses! Ses de değil, bir uğultu...

Neden? Çünkü söylenemeyecek kadar zor! Cevabı da bu kadar basit! Ama, en azından "profesyonel bir müzikçi" olarak bunları dile getirdiğimiz zaman, saygı gösterip "bu adam ne diyor?" diye kulak vereceklerine, bir yerlerde seni ima ederek: -"İstiklal Marşı'na bile dil uzatmaya kadar vardırdılar işi!" diyecek kadar da ahmaktırlar. Ben bu sözleri duyduğum zaman çok üzülürüm.

Başkent Ankara'yı yok sayıp, tam bir uyum içinde oldukları başbakanları ile Diyarbakır'da toplantı yapan "Aydınlar Takımı"ndanım zannederler beni muhtemelen...

Cevap da vermem öyle ortalık bir yerlerde... Sırf onları "madara" etmeyeyim diye... Kendilerini bizzat görüp, benim söylediklerimin aslında "kendilerinden daha milliyetçi bir söylem" olduğunu onlara bire bir anlatmak isterim.

İstiklal Marşı işi böyle... Orada bir (haayır, iki) yanlışlık var: Ritmi ve melodisi... İnşallah bir gün düzelecek! Bir de, kadın seslerinin önde oluşu da bir yanlışlık değil de, yakışıksızlık! Yakışmamış! Şöyle, tok tok erkek seslerinden beklerdim ben İstiklal Marşı'nı... Bu da tamamen benim şahsi zevkim ile ilgili bir şey...

Yalnız, bu İstiklal Marşı hakkındaki düşüncelerimi değil ama, önerilerimi bir "on sene" erteliyorum. Çünkü şu anda içinde bulunduğumuz durum (yıl 2006) çok özel bir durumdur ve bizim tüm Türk evlatları hep bir ağızdan, (teknik olarak yanlış olsa bile) o İstiklal Marşı'nı gırtlağımız patlarcasına gökleri titreterek hep bir ağızdan söylemeye ihtiyacımız vardır. "

Rakamlarla Arjantin'in Dünya Kupası kadrosu

Dünya kupasına katılan takımlar son kadrolarını bir bir Fifa'ya bildiriyor. Biz de fırsat buldukça burada incelemeye çalışıyoruz. Sırada Arjantin var.


Monday, 24 May 2010

Cemil Meriç

Ekşisözlük'te Cemil Meriç başlığındaki 17 numaralı entry. 'Suyunrengi' isimli yazar kayda geçmiş. İyiki de yapmış: 
"Sol, geniş kalabalıkların refahını, ışığa kavuşturulmasını, fizik ve moral kalkınmasını ister. Sabırsızdır, gençtir. Zafer uğrunda birçok fedakarlıkları göze alır. Tecrübesizdir. Devrimin ve büyük reformların bütün haksızlıklara son vereceğine inanır.
Sağ, sayıya değil değere önem verir. Daha önce kazanılmış hakların devamını ister. Kalabalıkları yok sayar, vesayet bulundurulmalarına taraftardır. Yerleşmiş kuvvetlerle oynanmasına razı olmaz, karamsardır. Devrimlerin faydadan çok zarar getireceğine inanırlar.
İnsan, bazı bahislerde sağdır, bazılarında sol. Bu itibarla bu kelimeleri aşmak lazım."

Şampiyon Bursa! Part 2

Serinin devamı...

İlk yarıda zirvenin hiçbir bölümünü kaçırmadan, onun sıkı bir takipçisi haline gelen Bursaspor, ikinci yarının başında şampiyonluk söyleminden uzak tavrını sürdürdü. Her ne kadar saha içi sonuçlar ‘Timsahlar geliyor’ dese de futbolcular, yönetim ve teknik heyet ağız birliği etmişcesine ‘Yok öyle bir şey’ halet-i ruhiyesindeydi.

Şampiyon Bursa! Part 1



Radikal Gazetesi'nde yayımlanan seriyi bir de burada paylaşalım... 

Türk spor tarihinde bir devrim gerçekleştirerek 26 yıl süren ‘üç büyük’ hegemonyasına son verip ‘renk körü’ olmuş futbol dünyamıza yeşil rengi katan Bursaspor’un bu tarihi başarısı elbette kolay olmadı. Sezona ‘ilk 5’te yer alma hedefiyle başlayan ‘Timsah’ın alınteriyle kazanılmış şampiyonluğunun, ligimize yeşil rengin yanı sıra, renk skalasında ne kadar renk varsa hepsinin katılmasına ön ayak olması dileğiyle...


Saturday, 15 May 2010

Brezilya'nın işi zor


Buribaker Brezilya'nın formasını ilk üçe sokmamış. Ben de Brezilya'nın aday kadrosunu ilk beşe sokmuyorum. Her dünya kupasının imrenilen takımı Brezilya, Güney Afrika'ya çok zayıf gidiyor. Yıllık iznimizin bir bölümünü kullandığımızdan Dunga kadroyu açıkladığında "hop kardeşim n'oluyor, dungalaklık yapma" diyemedik. O yüzden yazı biraz gecikti ama olsun kadro değişmedi. Her zaman Brezilya'yı dünya kupasının favorisi olarak gören ben, bu kez bu kadroyla işlerinin zor olduğunu düşünüyorum. Bakalım;

Wednesday, 12 May 2010

Tuesday, 4 May 2010

Hanımların dikkatine!

Hanımların dikkatine! Overlok makinası ayağınıza geldi! Halı, kilim, paspas kenarına, halıfleks kenarına overlok çekilir. Hemen yapılır, beş dakika'da teslim edilir. Hanımların dikkati..

Wednesday, 21 April 2010

bayılıyoruz NTV'nin yanlışlarına!

Ntv'nin web sitesindeki yanlışları artık yadırgamıyoruz. neredeyse doğru haber yok zaten. Yalnız güzel olan okurların alt bölümde yaptığı mükemmel yorumlar. Sırf bu yorumları görmeye devam etmek için, yanlışlar hiç bitmesin diyorum. Son örnek burada. Yorum yazan arkadaşın eline sağlık.

not: Samaranch, son olarak aralık 2007'de hastaneye kaldırıldı yazılmış. Bu bilgi de yanlıştır. Samaranch daha geçen Ekim'de Monako'da kalp krizi geçirip, hastaneye yatmıştır.

Bir başka efsane hata - efsane yorum!

23 mart'ta da böyle bir haber girilmişti. "Karakulak", haber içinde önce "kabakulak"a daha sonra da "karabulak"a dönüşmüştü. Haliyle kafası karışan bir okur da yorum bölümüne şu satırları düşmüştü:

<< şimdi ben anlamadım; bu hayvanın adı "karakulak" mı? "kabakulak" mı? yoksa "karabulak" mı? >>

Bu yorumdan saatler sonra haberin içindeki "kabakulak" ifadesi düzeltildi. Ve okurun bu süper yorumu da hemen yok edildi. Arkadaşa bu harika yorum için teşekkürlerimi sunuyorum. Şuan arkadaşın yorumu gözükmüyor, "kabakulak" ifadesi de yazıdan silindi ancak hala "karabulak" haberin içinde duruyor.

Dileyenler efsane haberi buradan görebilir. Şöyle bağlayalım; "satır-satır, hece - hece.. hiç bitmesin gündüz-gece.."

Thursday, 15 April 2010

İstanbul'da birinci yarış günü Maiden koşuları

Birinci koşuya favori giren Darfur, kendisine güvenenleri yanıltmadı. Şuan dört yaşlı olan Göktekin'in tam kardeşi Darfur koşunun her yerinde rahattı ve iyi durumda olduğunu gösterdi. İleriki yarışlarda da söz sahibi olacaktır. Koşuda ikincilik yapan Tugay dikkatimi çekti. Son 300'de Ahmet Çelik'in dışarı aldığı safkan usta atlar gibi sprint yaptı. Satışlarda 105 bin TL'ye Mevlüt Taniyit tarafından satın alınan safkan ilk koşusunda o paraya değeceğinin sinyalini verdi. Üçüncülük yapan Alabora da fena koşmadı.

İkinci koşuyu kazanan Dumlutepe yaptığı uzun sprintle dikkat çekti. Dışa açıldıktan sonra yaklaşık 300 metrelik sprint atan Volga.2 tayı istikbali olduğunu gösterdi. Dumlutepe, 2009 sultansuyu satışlarında 95 bin TL'ye Sürmeli Karaca'nın olmuştu. Sürmeli Karaca yine iyi bir Volga.2 tayı bulmuş gibi görünüyor. Dumlutepe'nin beşinci at olarak yarışa girmesini de biraz garipsedim doğrusu. 4.50 ganyan, hem de ekürisi de varken biraz fazla geldi. Derecenin ilk koşuyla aynı olduğunu hatırlatalım. Bu koşuda Pirkaraca tayı Adaksu ikinciliği aldı. iyi start aldı ve fena koşmadı. Virajı çok dışardan dönen ve bir hayli gezinen Büyükreis sonlardaki etkili ataklarıyla dikkat çekti. Geliri olabilir.

Üçüncü Maiden koşu derece olarak diğer ikisinden daha iyiydi. Bu koşuda üçüncü olan Babahalil bu derecesini diğer iki koşuda yapsaydı birinci olabiliyordu. Ancak tabii ki bu sadece bir varsayım. Koşu içinde cereyan eden durumlara göre süre değişken olabiliyor. Süreye çok fazla takılmadan kazanan Sungurberk'e bakalım. Selim Kaya ile iyi start alan İbocan yavrusu iyi hazırlandığını gösterdi. Üç Maiden koşu birlikte koşsaydı yine Sungurberk kazanabilirdi. Koşusunu çok beğendim. Burunla Babahalil'den ikinciliği alan Gülümşen de etkili sprintiyle dikkat çekti. Son 200'den sonra aklı başına gelen Uçanok ise şimdilik hayal kırıklığı yarattı. Performansını merakla beklediğim Ağakaraca tayı Oğulcan Bey ise viraj dönülürken çok savruldu, düzlükte de hiç gitmedi. O da ilk koşusunda hayal kırıklığı yarattı.

Maiden yarışları fırsat buldukça burada incelemeye çalışacağım. Geleceğin Şampiyonlarını şimdiden tanıyalım..

Wednesday, 14 April 2010

sezon sıkı başlıyor!

İstanbul yarış sezonu bugün başlıyor. İlk yarış gününde zengin bir program var. Günün bence en dikkat çekici koşuları, üç yaşlı arap taylarının bölünen maiden mücadeleleri olacak. 90'ların ortasından 2000'lerin başına kadar pistlerde fırtınalar estiren arap atlarının bu kez yavruları birbirine meydan okuyacak.

İlk koşuda; Antepli tayı Asilkan'ın, Bilgin'in oğlu Darfur'un, Tamerinoğlu üretimi İlkfırtına'nın, Yelhan patentli Savaşarslan'ın ve Asyel yavrusu Vandal'ın performansını merakla bekliyorum.

İkinci koşuda Arap atçılığı'nın önemli iki yetiştiricisi, Karaca ekürisi ve Gülerce ekürisi iddalı gözüküyor. Şampiyon atlardan Veziroğlu'nun piste gelen ilk tayı olan Tavus'un babası gibi olup-olmadığını göreceğiz. yine dönemin iyi atlarında Pirkaraca'nın, Yavuzca'nın ve Şampiyon Demirkazık'ın yavruları da var ikinci koşuda.

Diğer Maiden koşu altılı ganyan dahilinde. Burada çok dikkat çeken iki isim var. Şampiyonlar şampiyonu Ağakaraca'nın piste çıkacak ilk tayı Oğulcan Bey'in performansını merakla bekliyorum. Oğulcan Bey'in annesi Mis Melis yine bir Sürmeli Karaca yetiştirmesidir. 2000-2005 yılları arasında 92 koşu koşmuş, istikrarlı bir safkandı. Çim kum ayırt etmese de çim performansı biraz daha öndeydi. Bakalım Oğulcan Bey nasıl koşacak.

Bu koşuda dikkat çeken diğer isim tabii ki 55.kemiyetülırak yavrusu olan Uçanok. Pistlerlere bir çok Şampiyon getiren bu kısrak, Özgün ve Sakarya'dan farklı olarak ilk kez Yelhan'a çekilmiş. Geleceğin şampiyon adaylarından Uçanok bakalım neler yapacak.

Yarışların ardından yine burada, üç Maiden koşunun da değerlendirmesini yapacağım. Tayların ayakları düz bassın.

Thursday, 8 April 2010

bir tespit

artık haberlerde her cümlenin sonu "soruşturma başlatıldı" ile bitiyor.

Tuesday, 6 April 2010

Barselona ruh sağlığımızı bozdun!



Türk basını 'dört' köşedir herhalde. Barselona'nın Arsenal'i
4-1 yenip son dörde kalması Katalonya topraklarında bile buradaki kadar çoşkuyla karşılanmayacaktır. Şimdi hafta boyunca Barselona'nın yenilmez olduğundan söz edilecek, Messi uzaylı mı tartışmaları alevlenecek, kötü espriler birbirini kovalayacak, 'El klasiko' için ahkam kesilecek. Daha da kötüsü 'Barselona'nın oynadığı futbol ise Bizim süper lig'de oynanan nedir' tadındaki muhabbetler bırakın gazeteyi, televizyonu; otobüste, minibüste yakamızı bırakmayacak.
El klasiko geliyor. Ntv'nin bu sezon Barselona partizanlığı tavan yapmış durumda. En son, Mallorca-Barselona maçını izlerken bu durumdan bir kez daha nefret ettim. Doksan dakikası başa baş geçen maçta Murat Kosova Barselona fırtınasından bahsetti durdu. Barselona maçı karambol bir golle 1-0 kazandı. Mallorca'nın direkten dönen topları vardı. Ancak anlatım o kadar tek taraflıydı ki bu kadarına "Pes" denir. Mallorca'nın oyuncu değişiklikleri bile duyurulmazken, beş dakika içinde sekiz kez; Barselona'da oyuna giren Jonathan dos Santos'un Galatasaray'daki Giovani'nin kardeşi olduğundan bahsedildi. Ya bırakın, Barselona fırtınasının (!) içine bizim çirkin (!) ligimizi bulaştırmayın.
Aslında asıl mesele; Ntv'nin, Zidane'lı, Beckham'lı, Ronaldo'lu, Figo'lu, Carlos'lu Real Madrid kadrosuna da aynı muameleyi yaptığını hatırlamakta. Gerçi ben hiç bir zaman böyle bir bombardıman görmedim. Neyse bu aralar Barselona moda (!) fena sıktı ama bitmesini bekliyoruz.

Wednesday, 24 March 2010

Çok güzel hareketler bunlar


Özhan Canaydın anısına yapılan saygı duruşu, taraftarlarca ayakta alkışlandı.
Fenerbançe Spor Kulübü bütün tesislerindeki sarı-lacivertli bayrakları yarıya indirdi.
Bunları yapın canımı yiyin. Aferin!


Friday, 19 March 2010

Kafalar karışmış biraz? #3

Bursaspor liderliği biraz daha pekiştirmiş. Şampiyonluk için kaldı 7 desenize o zaman!

Tuesday, 16 March 2010

Just Fine

Live From Abbey Road adındaki efsanevi programdan bir kayıt. Mary J. Blige söylüyor: Just Fine. Müzisyeninden vokalistine alayı kayışı koparmış diyebilirim. Başa sarıp dinliyorum kaç gündür tavsiye ederim. Ve son olarak soruyorum: Hani iyi müzik hep ada'dan çıkardı?

Wednesday, 3 March 2010

Kafalar karışmış biraz? #2

Milliyet ve Vatan gazetelerinin 27 Şubat 2010 tarihinde gerçekleşen 8.8 şiddetindeki 'Şili depremi'ne dair yaptıkları haberler. İkisi de depremin büyüklüğünü '17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'yle kıyaslamışlar. Ve bakalım ortaya ne çıkmış. Vatan'ın manşeti de ayrıca manidar. Belirtmeden geçmemeli.

Tuesday, 2 March 2010

Altan Tanrıkulu komedisi..2

Alex'e yaptığı haksız eleştiriler sebebiyle Hürriyet yazarı Altan Tanrıkulu için Daha önce de burada bir yazı yazmıştım. Tanrıkulu Şubat ayını da yine her yazısında Alex'e hakaret ederek geçirdi.

27 şubat 2010 tarihli yazıya bakalım;


Wednesday, 24 February 2010

Acı gerçekler

Uzun bir süredir ara verdiğim 'şarkılardan dakikalar' serisine bu yazıyla beraber dönüş yaptığımı vatana millete duyuruyorum. Vakit bilgisayar başına oturup, müziğin sesini sonuna kadar açma vaktidir. 30 Ocak 2009' da arşivime kattığım şu şarkıyı incelemenin zamanı bugünmüş meğersem...

Tuesday, 16 February 2010

Zilkif Yıldırım

Zülküf nam-ı diğer, Zilkif.
'İki dil, bir bavul' isimli 'belgesel-film'in yıldızı.