Thursday, 19 June 2008

Yuroikibinsekiz vol.2

Heyecanın tırmandığı ve Çek Cumhuriyeti maçını izlerken çok büyük efor sarfetmemizle birlikte artık yorulmaya bile başladığımız bu günlerde turnuvanın önemli bir denetim noktasını (checkpoint) da geride bırakıp, bir başkasına doğru hızla yol almaya başladık. Ne güzeldir ki hala bu yarışın içindeyiz.

Dünya kupası finalisti Fransanın ve son şampiyon Yunanistanın evlerine döndüğü, evsahipleri Avusturya ve İsviçre yi Türklerin bile kurtaramadığı, Almanya ve İtalya gibi favorilerin gruplarından beklenenden daha zor çıktığı turnuvada iki maçı da geriden gelip kazanmamız bir "Artık bizi de önemseyin" haykırışı oldu ve Avrupa galiba sesimizi duydu. Ama sadece sesimizi duyan, ne dediğimizi pek anlamayan Avrupaya, Kravatları yenerek bu konuda kararlı olduğumuzu gösterebileceğimize inanıyorum.
Turnuvanın engüzel forması meselesine de fena sarmış bulunmaktayım. Bayraklarında kırmızı olan 14 ülkenin katıldığı 16 ülkelik şampiyonada ağırlığın bu renkte olması nedeniyle, ana renkleri kırmızı olmayan formalar daha bi çekici geldi bana. Tff nin değiştirmek için sözleşmenin biteceği eylül ayını beklediği tüyosunu aldığım bizim turkuaz-beyaz forma hariç.. Almanya forması, zengin duran beyazın üstüne öyle sıradan bir motif gibi koyulan almanya bayrağı yüzünden baya bi hoşuma gitmişti ama aslında Dün Rusyanın güzel bi oyunla devirdiği İsveçin bu turnuvada görmediğimiz lacivert bi forması var ki, formanın hası...

Hepsinden çok, Innsbruck dün tarihi bir gün yaşadı. Tivoli Neu stadı gökyüzüne daha bi yakındı dün gece . Rus ve İsveçli taraftarların olduğu tribünlerden maç mı izlenir, sorarım size...

Monday, 16 June 2008

Simon Barnes

"Tribünde Türkiye için tezahürat edeceğim. İstanbul ziyaretim sırasında bitirdiğim 'Kara Kitap' ile tek kelimeyle büyülenmiştim. Türkiye'nin bu turnuvada ne işi var diye sorabilirsiniz. Türkiye, Avrupalı bir ülke olmadığı hissi yaratıyor. Vahşi bir havası, derin bir kültürü ve 'Avrupalı anlayışın' ötesinde bir gizemi var. Ancak futbol takımı çılgın, kuvvetli, bireysel, bulaşıcı kavgalara eğilimli olsa da başarılı olma potansiyeli var. Çılgın bir macera yaşamak istiyorsanız bu çocukların peşinden gidin.." Tamamı buradan görülebilecek olan yazının özeti. Ne güzel demiş Times gazetesi yazarı Simon Barnes. Önceki postlarda yazdığım anket haberine tekzip gibi oldu ama olsun!

Thursday, 12 June 2008

Battlestar Galactica

Portekiz maçından sonra kırıldı hevesimiz ama bu resim biraz daha anlam kazandı şimdi. Artık yeni bir geri sayımımız var.

Tuesday, 10 June 2008

Acı ama gerçek, mi?


(21 adındaki filmi izledim ve şekildeki yaşam formuna vuruldum, mesele budur.)

100'den fazla ülkeyi kapsayan, 950.000'den fazla kişinin katıldığı ve "The largest ever football survey" olarak nitelendirilen anket kapsamında, mayısın ilk haftasında 440.000 kişi Euro 2008 ile ilgili soruları cevaplandırmış ve oldukça çarpıcı sonuçlar çıkmış ortaya. Her ne kadar ankete gerek yok eskiler bizi bilir desem de, sonuçları üzerinde düşünmenin dönüp kendimize bakmanın gereği olduğu kanaatindeyim. Buradan ulaşacağınız ankette soldaki listeden seçeceğiniz ülkelerin ezici çoğunluğu -%80-90-, Euro2008'i kim kazanmamalı sorusuna % olarak 1 veya 2nci sıraya gelecek şekilde Türkiye kazanmasın şeklinde cevap vermiş. Bütün bunlar Acı ama gerçek mi ? Bir diğer deyişle Türkiye'de her apartmanda bulunan ve komşuların ekseriyetle sevmediği Emekli albay bizmiyiz?

Monday, 9 June 2008

Yuroikibinsekiz



Merakla ve de heyecanla beklediğimiz turnuva başladı. Milli Takım başlayamadı ama olsun. Kimse 9 puan beklemiyodu zaten. En azından 11'de yapılacak iki değişiklik bizi 15 Haziranın ötesine götürür. Gerçi ben hiçbişey iyi gitmese bile İspanya'yla bir teselli bulabilirim. Bir de Hakan Yakın'ın, Eren Derdiyok'un ve Gökhan İnler'in İsviçre; Ümit Korkmaz ile Ramazan Özcan'ın Avusturya milli takımlarındaki performansları da bizi pekala etkilerken, özellikle Ümit'in oyuna girdikten sonra maçın şeklini bariz şekilde değiştirmesi de çok hoşumuza gitti.

Madem bu turnuvalar oyuncular için bir nevi podyum, maçını izlediğimiz 8 takım arasında en güzel forma bana göre Almanya'nınkiydi. Tabi golleri Podolski attı formalar değil, ama yine de estetik önemli ayrıca tekstil de önemli bi sektör.

Bitmesin istiyor insan, ama baksana şimdiden 4 maçı yedik bile.. Dün yaşanmış gibi Hakan Şükür'ün Belçika kalesine sanki Brüksel Hükümet konağından bakıyo gibi yükselip vurması o topa. Biz yaşlandık, Hakan Şükür yok. Ama heyecan aynı. Bayram devam ediyor..

Saturday, 7 June 2008

Ligtv de köşedeki "OK" tuşu...


(bkz: euro2008'in yıldızı)

Eveet Duhtbrahma'nın heyecanla geri sayımını yaptığı, zamanı gelip de saymaktan vazcaydığı gün geldi çattı. Futbolsever için transfer haberleri dışında heyecansız geçen günlerin ortasına çöldeki vaha misali çöktü Euro2008. Milli takımımızdan fazla ümitli olmasamda bu durum Portekiz maçı öncesinde heyecan duymama engel değil. Turkcell Süper Ligi Ligtv'den takip eden her futbol izleyicisi gibi ben de "ligtv de köşedeki "OK" tuşu" nun lanetine inanıyorum. Ne zaman izlediğim maç istediğim yönde ilerlemese suçu o tuşa atarak, onu köşeden kaybedip maçın lehime döneceğine inanırım. O yüzden bu turnuvada milli takımımızın ve portakalların kaderini ligtvdeköşedekioktuşu belirleyecektir. Maçları ligtv den takip edeceklere duyurulur. Haydi Türkiye...!

Friday, 6 June 2008

Fareli köyün kavalcısı . . .


Ben de kendi blogumdan önce onu tanıdım başka arkadaşlar gibi. Bize bilgisi, tarzı ve istikrarı ile örnek olmuş, sağda solda ahkam kesmelerime kaynak yaratmış bir oluşum "idi" aceto balsamico. "İdi" dedim çünkü hafta başında -bana göre şok bi karar alıp- blogu sonlandırdığını açıkladı.

***

Bazı yorum yapanların haddini aşması sonucu bu kararı aldığını söylüyor kendisi. Bu daha da üzdü beni. Ne yazmış olabilir ki bu adam, yazdıklarınızla yaptığı işten bıktırdınız acetoyu da bizi boynu bükük bıraktınız..

***

Aziz başkan gibi Galatasaray şampiyonuluğunu ezmek amaçlı yalandan istifalar (buribaker da, nusa dua da fenerli bu arada, Aziz başkanlı değil) ya da dikkat çekmek için yapılan taraftar grubu dağıtmaları gibi olmadığını düşünüyorum. Ama içindeki kurtlar bırakmayacaktır onu. En kısa zamanda başka bir platformdan seslenmeye başlayacaktır bize. En azından ben öyle umuyorum.

Tuesday, 27 May 2008

zavallı..

"...Önünde üç sekizlikten fazla insan var. Dolmuş kuyruğunun önderine bakıyor. Kuyrukta son bir sekizli öbek ondan önce dolmuş tarafından mideye indirildiğinden, kuyruğun önderliği bu adama düştü, gri pardösülü genç bir işadamı, sıkıntılı, öndere yakışır biçimde sabırsız bir görüntü çiziyor. Bu önderlik işi, gülünçtür, sorumluluk istiyor çünkü sıranın geri kalanı bundan böyle onu izleyecek, o nerede durursa sıra oradan başlayacak. Genellikle , sorunsuz bir görev süresi. Yalnızca bazen, sözün gelişi önderin dalgınlığına gelirse, dolmuşa binen son sekizlinin ardından hala kıpırdanmazsa, halkını olduğu yerde saydırırsa, acaba biraz ilerlermisiniz diyen sinirlice biri, bir muhalif çıkacak, kendisini uyaracaktır, o kadar - sanki önder ilerleyince dolmuş gelecek, ama kuyruk yapmanında bir adabı var, bir başlangıç noktası olmalı, geçici bir önderin bu yasayı değiştirmesine izin verilemez..." *


*Orçun Türkay'ın "Zavallı" kitabından alıntıdır.




Sunday, 25 May 2008

Nuri Bilge Ceylan

Cannes film festivalinde ödülü aldın ve "... i dedicate this prize to my lonely and beautiful country which i love passionately*" dedin ya. Gerisi yalandır. Helal Olsun sana!
izlemek isteyen buradan.
* bu ödülü tutkuyla sevdiğim, yanlız ve güzel ülkeme adıyorum.

Ayıp olmaz mı..


Afedersiniz. Biz yanlış anladık. Adındaki "vizyon" zaten kulağa değil de göze yönelik bi yarışma oluğu konusunda biraz ipucu veriyor.. Şarkılar, daha sonraki seneler yarışmacıların tiyatral performanslarına fon müziği olarak kullanılacaktır ki sahne gösterileri ve vücut gösterileri herşeyi anlatıyor. Bi kaç seneye "Song Contest" ibaresini de kaldırırlar.

Biz o kadar yanlış anladık ki, Mor ve Ötesi gibi tavırları açık, belli politikaları belli kaygıları olan bi grupla katıldık. 7. olmamız gereken yerdeyiz. Türkiye'nin erovizyon şarkıları arasında bi yarışma yapılsaydı "Deli" 1. olabilirdi. Ama gerçek bir uluslararası şarkı yarışması olsaydı dünki, "Deli" ye 2. lik bile ayıp olurdu.

Bu zamana kadar bu yarışmaya katılmak için değişik maceralar yaşadık. Ama bulduk sonunda. Bu şarkıyla katılalım hep. Ara sıra "Everyway that I can" veririz, oldu bitti. Gönüllerin birincisini ilan ettik biz. Dünya Yalan Söylüyor.