Okuyacağınız satırlar, 17 Şubat 1956 tarihli Hafta mecmuasından bir 'araştırma haberi'. Haber dili çok enteresan. Hesaplamaların başladığı ve konunun bağlandığı yerlere dikkat...
İstanbul evliyalarına yılda
1.500.000 mum yakılıyor!
Bu mumlar eklenirse 225 kilometre eder
ve hepsini ancak 10 kamyon taşıyabilir.
Yazan: Olcayto
Biz insanlar kendi gücümüzle halledemediğimiz şeylerin, kendiliğinden yola girmesini bekler dururuz. Bu yüzden de çoğumuz başımız sıkıştı mı ya Allah'a dua ederiz, ya da evliyalara mum, adak adarız. Artık evliyalar imdadımıza yetişir mi, yetişmez mi ayrı mesele.
Bütün Türkiye'de boydan-boya binlerce evliya yatar. Kimi bir dağ başındadır. Dağ başındaki evliyaların etrafında yaz günleri adeta bir bayram havası eser. Bütün civar kasaba ve köylerin halkı evliyaların etrafında toplanır.
Hemen her evliyanın kendisine has adakları, hikmetleri vardır. Kimisine kadınlar entarilerinden parça koparıp bağlarlar. Bu evliya çocuk verirmiş!
Kimisinin türbesine tuz koyarlar: Ağız tadı için!
Kimisine yemek dökerler, bereket içindir!
Kimisine para atarlar, "Borcların edası" içindir...
Fakat en yaygın adak mumdur. Bilhassa İstanbul evliyaları arasında hemen hemen mumdan başka şey adanan evliya yok gibidir.
İstanbul'un en meşhur evliyaları şunlardır. Eyüp'te: Eyüp Sultan, Zeyrek'te Fatih'in sekbanları, Beşiktaş'ta Tuzbaba, Bakırköy'de Zuhurat baba, Cihangir'de Molla baba, Sargüzel'de Yediemirler, Çemberlitaş'ta Tezveren dede, Anadolukavağı'nda Yuşa Hazretleri'dir.
Bunların içinde en meşhurları da Eyüp Sultan ve Yuşa Hazretleri'dir.
Eyüp Sultan'a mum adandığı gibi güvercinlere mısır adanır. Yuşa hazretlerinin en büyük hikmeti çocuksuz ailelere çocuk verdiği rivayetidir. Çocuk isteyen aileler minyatür bir salıncak yapıp içine taş korlar. Fatih'in sekbanlarının türbesinde kiremit parçasını duvara bastırırsınız. Kiremit duvara yapışırsa niyetiniz olur. Bunu biz söylemiyoruz halk buna inanmış.
İstanbul'daki evliyaların sayısı tam olarak bilinmiyor -Herhalde maaş almadıkları için olacak-. Ama tahminlere göne 300 kadar tutuyormuş.
Evliyalara en çok mum perşembe akşamı -eskiler buna cuma gecesi diyorları- yakılır. En tanınmış evliyanın türbesinde perşembe gecesi rahat-rahat 30-40 mum sayabilirsiniz. Bu rakam sair günler 5-10 arasındadır. Ortalama olarak her evliyaya günde 15 mum düşüyor.
Hani, insana 15 mum hiçbir şeymiş gibi görünüyor. Ama hesaba vurdunuz mu bu 15'er mum yılda 1.500.000 mum ediyor.
1.500.000 mum 225 bin lira tutuyor. Fazlası var eksiği yok. Yanı her yıl evliyaların herbirine 1.000 liralık mum yakıyoruz.
Bir mum normal olarak 15 santim tutuyor. 1.500.000 mumu ucuca eklediğimiz zaman 225 kilometrelik bir mum sütunu haline gelir. Be uzunluk Beyazıt kulesinin 5000 tanesinin uzunluğuna eşittir. 1.500.000 mum ağırlık olarak 45 ton yapar, normal bir kamyon bu mumları ancak 10 defada taşıyabilir. Bu hesap böylece uzayıp gider. Daha bir yığın mukayese ile birçok değişik neticeye varabiliriz.
Evliyaların en ehli keyfi muhakkak ki Manisa'daki Ethem dededir. Bu dededen bir niyetiniz oldu mu, ilkin onu söylersiniz sonra da:
-"Ethem dede, Ethem dede, gömleği keten dede. Bu muradım olursa sana 40 göbek atam dede! 20'si peşin, 20'si veresiye!.." dersiniz ve 20 göbek atarsınız. Ama evliyaların sayesinde asıl göbek atanlar mumcular!..
İsterseniz şuracıkta birlikte murat edelim. Eğer bu adak hastalığından kurtulursak Eyüp Sultan'a 10 mum benden. Helal olsun.
Showing posts with label foto-yorum. Show all posts
Showing posts with label foto-yorum. Show all posts
Tuesday, 26 June 2012
Tuesday, 17 April 2012
Biz bebekken X5'e biniyürdük dayy!
Aşağıdaki resimleri "Adını Feriha Koydum" dizisinin yayınlanan son bölümünden aldım. Bu bölümde dizinin esas oğlanı Emir'in çocukluğuna geri dönüşler vardı. Şu an dizide Üniversite öğrencisi olan ya da Üniversite'de Yüksek Lisans yapan Emir'in yaşı en az 22-23 olmalı. Bu bölümde gösterilen "Çocuk Emir" de 4-5 bilemedik en çok yedi yaşında olmalı. Yani yaklaşık 15 sene geriye gidiyoruz ve o tarihte Emir'in annesiyle birlikte BMW X5'e bindiğini görüyoruz.
İyimser ihtimalle 15 sene, gerçekçi bakmak gerekirse yirmi sene önce BMW X5 modeli mevcut değildi, esamesi bile yoktu. Milyonların takip ettiği, en çok izlenen diziler arasında yer alan bir yapımda böyle fahiş hatalar olması komik. Ama şu da var; bu Emir ve ailesi çok zengin, belki o tarihlerde, daha X5 yokken, X5'e biniyorlardı. Başlık tüm Ormancılar için gelsin.
İyimser ihtimalle 15 sene, gerçekçi bakmak gerekirse yirmi sene önce BMW X5 modeli mevcut değildi, esamesi bile yoktu. Milyonların takip ettiği, en çok izlenen diziler arasında yer alan bir yapımda böyle fahiş hatalar olması komik. Ama şu da var; bu Emir ve ailesi çok zengin, belki o tarihlerde, daha X5 yokken, X5'e biniyorlardı. Başlık tüm Ormancılar için gelsin.
Wednesday, 19 January 2011
Saturday, 24 April 2010
hiç bitmesin..
Wednesday, 21 April 2010
bayılıyoruz NTV'nin yanlışlarına!
Ntv'nin web sitesindeki yanlışları artık yadırgamıyoruz. neredeyse doğru haber yok zaten. Yalnız güzel olan okurların alt bölümde yaptığı mükemmel yorumlar. Sırf bu yorumları görmeye devam etmek için, yanlışlar hiç bitmesin diyorum. Son örnek burada. Yorum yazan arkadaşın eline sağlık.
not: Samaranch, son olarak aralık 2007'de hastaneye kaldırıldı yazılmış. Bu bilgi de yanlıştır. Samaranch daha geçen Ekim'de Monako'da kalp krizi geçirip, hastaneye yatmıştır.
Bir başka efsane hata - efsane yorum!
<< şimdi ben anlamadım; bu hayvanın adı "karakulak" mı? "kabakulak" mı? yoksa "karabulak" mı? >>
Bu yorumdan saatler sonra haberin içindeki "kabakulak" ifadesi düzeltildi. Ve okurun bu süper yorumu da hemen yok edildi. Arkadaşa bu harika yorum için teşekkürlerimi sunuyorum. Şuan arkadaşın yorumu gözükmüyor, "kabakulak" ifadesi de yazıdan silindi ancak hala "karabulak" haberin içinde duruyor.
Dileyenler efsane haberi buradan görebilir. Şöyle bağlayalım; "satır-satır, hece - hece.. hiç bitmesin gündüz-gece.."
Wednesday, 7 April 2010
Sunday, 24 January 2010
'DELİ'nin mabedi kar'a teslim
Bakırköyspor'un antrenman tesisleri, Atatürk havalimanı'nı büyütme çalışmaları kapsamında yakında yok olacak. Umarım ileride başka bir sebeble bu eşsiz stadyum da tarihe karışmaz.
Yağmur demem, Çamur demem..

Hava sıcaklığı eksilerde, fırtına günlük yaşamı "felç" etmiş, günlerdir süren yağmur Fenerbahçe stadı'nın zaten arızalı zeminini balçığa çevirmiş, tribünlerin de tadı yok.. Süper ligin lideri ile gizli sonuncusu bu olumsuzluklara rağmen üst düzey bir mücadele ortaya koydu. Zaman zaman bu lig astronomik paraları hak ediyor.
Thursday, 31 December 2009
Thursday, 15 October 2009
çok fonksiyonel emekli cebi
* Hüviyet ve bir miktar para(tabii varsa) opsiyonel.
Önemli not: Koşarken, karşıdan karşıya geçerken bir el, kati suretle bu cebin üzerinde olmalıdır.
Saturday, 5 September 2009
Kafalar karışmış biraz ?
Thursday, 27 August 2009
Sokaktan..
Bebek.. Taşıt Sınıflandırma Sistemi (TSS)..Sistem çok kullanışlı.. 'Jeep'le başlıyoruz.. demek ki neymiş, Bebek'te, en revaçta taşıt 'Jeep'miş. Marka önemli değil, 'Jeep'ler birinci gözde... BMW ve Mercedes'siz olmaz... Ancak Mercedes ezeli rakibini geride bırakmış görünüyor. BMW'nin titreyip, Bebek piyasasında biraz daha hareketlenmesi gerekir, bizden söylemesi.
Orta-üst arası konumlanan 'AUDI' ve orta sınıf var alt katta.. Vos-vos'ta işler yolunda gözüküyor, Audi de Bebek'te tutulanlardan.. ancak O da ne? Uzak doğu global krizden nasibini fena almışa benziyor, Japon Devi 'Honda'da ve Güney Kore temsilcisi 'Hyundai'da işler kesat. Neyse biz üçüncü kata inelim..
Aha! bu da nesi? Bunlar Japon 'Toyota' ile Alman 'Opel' değil mi... eyvah eyvah!! durum berbat... onlarda da işler kötü.. baksanıza ortak bir altılı yapmışlar, iş-güç yok..vakit geçsin hesabı, peki bol şans!! Bir yan oda 'bir takım kişisel gereçleri' koymak üzere ayrılmış, dedik ya çok kullanışlı diye.. Yan tarafa geçelim.. Darkwood'un bütün davulları adına!!! kapalı mekanda Sigara haa?? Olmaz, olamaz, imkansız..
Zemin katta da durumlar karışık.. Fiat ve Röno el ele vermiş, ne yaptıkları belli değil.. Ve işte Diğer!!! sistemin en anlamlı bölümü.. Burada ayrımcılık, burada sınıf varkı yok.. Lamborghini de olsan serçe de, Ferrari de olsan, Doğan da, yerin burası kardeşim mesajı veriyor.. görmek istediğimiz hareketler bunlar. Sistemin 12'inci ve son gözü yoruma açık sevgili okur, biz buraya 'çok at' yazmaktan yanayız.. Bu bölüm için yorumlarınızı beliyoruz. Saygılar...
Friday, 12 June 2009
Sunday, 31 May 2009
geciken yazı kontenjanı 1: İstanbul'dan kupa geçti..
Her türlü numaraya sahip akreditasyon kartı sayesinde mevzuyu yerinde takib eden ben, gecikmeli de olsa ufak notları kayıtlara geçirmek istedim..
a)Ukrayna'lı ve Alman taraftarların azlığı dikkat çekiciydi. Tribünlerde sanki bir hazırlık maçı havası vardı. Fenerbahçe formalıların, özellikle maraton tribünü'nü istila ettiğini gördüm. Fırsat bu fırsat diyerek Galatasaray ve Beşiktaş forması ile stadyuma gelenler, Fenerlilerle sarı kartlık tartışmalar yaşadı. Ancak Shakhtar Donetsk'in ilk golü ağlarla buluşurken, bir Galatasaraylı'da Fenerlilerin tekme ve tokatlarıyla buluştu. Özellikle uzatma bölümünde dakikalarca "Sarı-Lacivert-Şampiyon-Fener" diye inleyen tribünler bir süper lig maçından
farksız görüntü çizdi. Kısacası atmosfer sınıfta kaldı.
b)İtalyan gazeteciler, kart cezası sebebiyle forma giyemeyen Werder Bremen'li Diego ile maçtan sonra Juventus'a transferine ilişkin kısa bir röportaj yaptılar. Brezilyalı oyuncu henüz anlaşmadığını belirtmişti. Şuan artık bir Juventus'lu olan Diego, dün, yani 30 mayıs akşamı son kez Bremen forması giydi. Uefa kupasını kaybeden Bremen, Leverkuzen'i yenerek sezonu Almanya kupası ile noktaladı.
c)Maç bitti, Son Uefa Kupası gitti.. sahne "Stadium Cleaning" 'e kaldı..
Tuesday, 24 March 2009
yandım mp3'ün elinden!
Müzik piyasası'nın geldiği son durumu gözler önüne seren çarpıcı bir örnek.. Arkadaş, ufak Mp3'üne bir değil, tam 7 tane kenan doğulu sığdırmış.. yok, yok ben yanlış saymadım, ekrana sığan 6 tane, parmak marifetiyle bir tık döndürürsek, resmi çeken şahıs olarak bir başka kenan doğulu'yla karşılaşacağınıza dair sizi temin ederim..
Bu arada, bu alet'in yaptığı da iş değil hani, arkadaşın başı TAG'lerle fena halde belaya girmiş.. neyse Hangisini dinlesek?? hadi bi kenen dogulu çalalım..
Saturday, 8 March 2008
NEREYE BAKIYOR BU ADAMLAR?..
Burası İstanbul Avrupa yakası, E-5 karayolunda bir üstgeçit. Tam olarak Küçükmece belediye binasının karşısında bulunuyor. Hergün yüzlerce kişinin kullandığı üstgeçit aynı zamanda çok ulvi bir vazifede üstlenmiş (üstgeçit ya o açıdan) durumda..
İstanbul Atatürk havalimanına nazır konumundan dolayı hergün onlarca uçak ve bilumum havalimanı aksiyonu meraklısına bir anlamda kale arkası tribünü durumuna gelmiş.. Günün hangi saati olursa olsun bu tribün hiç boş olmuyor, meraklı gözler inen-kalkan uçaklara dakikalarca dikkat kesiliyor. Belki bu gözlemler günün birinde meyvesini verir ve bir vatandaşımız bu üstgeçitten özgürlüğe doğru yükselirken bizim payımızada trafik çilesinden sonsuza dek kurtulmanın mutluluk gözyaşları düşer..
Neden olmasın?.. ne de olsa biz Hezarfen Ahmet Çelebi'nin torunlarıyız..
Subscribe to:
Posts (Atom)







