Showing posts with label şarkılardan dakikalar. Show all posts
Showing posts with label şarkılardan dakikalar. Show all posts

Monday, 10 September 2012

Ben sana küsüm aslında


Türk popunun külliyatı günün birinde yapılacaksa önemli kısmının altında imzası olanlardan olan Onno Tunç'a ağıt olarak değerlendirebileceğimiz Sezen Aksu eseri Yol Arkadaşım bugünkü şarkımız olsun.
Ne kadar büyük besteci olduğunu anlatmamıza gerek olmayan Tunç'un hatırasına saygı için yapılan bu şarkının düzenlemesi de bizzat onun yaptığı şarkıların kalitesine yaklaşan değerde. Hatırlatayım zaten şarkının düzenlemesini yapan da müteveffa Onno Tunç'un kardeşi Arto Tunçboyacıyan.
Bu şarkı klasikler arasında yerini alalı 5 sene oldu zaten.
Bir kaç detay vereyim dinlerken dikkat kesilip belki farketmeyenlerde yeni bir ufuk açar...


- 0.15-1.07 arası ut ile başlayıp melodinin her tekrarında yeni bir enstrüman eklenen ve piyanonun girişiyle tamamlanan intro.
- 1.30 ve 1.42 noktalarındaki cümbüş
- 1.48-1.54 arası duyduğumuz 'sirenimsi' ses. enstrüman mıdır efekt midir bilemedim çözemedim...
- 2.06-2.08, 2.13-2.15, 2.19-2.21 elektro gitar (sonraki nakaratta tekrarı var aynı şekilde)
- 2.48, 2.51, 2.54 ud (diğer nakaratta tekrarlanıyor)

"Peki ya sözler" diyenlere şarkının güftesi de burada.
Benim için en vurucu dizesi şudur ama: "Anlaşılır gibi değiliz, tek bedende kaç kişiyiz. Hem yok eden, hem de tanık, esaslı karmaşa"


Wednesday, 24 February 2010

Acı gerçekler

Uzun bir süredir ara verdiğim 'şarkılardan dakikalar' serisine bu yazıyla beraber dönüş yaptığımı vatana millete duyuruyorum. Vakit bilgisayar başına oturup, müziğin sesini sonuna kadar açma vaktidir. 30 Ocak 2009' da arşivime kattığım şu şarkıyı incelemenin zamanı bugünmüş meğersem...

Sunday, 31 May 2009

Den ime ego - Bu gidişle



Ege'nin iki yakası her zaman karşı tarafı kendinden bir şeyler çalmakla suçlasa da ben bu alıntı-çalıntı olaylarının özellikle musiki ile ilgili kısımlarından herhangi bir sıkıntı duymuyorum. Aksine bana mutluluk veriyor bu durum. 

Sezen Aksu - Haris Alexiou şarkıları arasındaki ilişki en bilineni olmakla birlikte son zamanlarda Ziynet Sali isimli Kıbrıslı ablamız da güzel Türkçe- Yunanca şarkılar seslendirmekte. Bugün de  Ziynet Sali'nin yorumladığı Yunanca versiyonunun adı "Den ime ego" olan "Bu gidişle" isimli şarkıyı incelemek istiyorum. 

Şarkının her iki versiyonunda da müzik olarak fark yok. Aynı düzenlemeye Yunanca ve Türkçe güfte yazmışlar. 

Şarkıdan dakikalara gelecek olursak eğer benim kulağıma takılanlar(TRT Türkçesiyle gönül telimi titretenler ya da Yunancasıyla Καρδιά μας σείστηκε σύρμα*) şunlar;

- şarkı piyanolu girişiyle zaten gözümüzde puanını artırmakta, 
- 0:55 bas gitarın komutuyla şarkıya giriş,
- 1:17'de başlayan yaylılar,
- 1:36-1:38 arasındaki piyano,
- 1:43'te arkadaki olaylar, zannedersem klavye olsa gerek. güzel bir hava vermiş şarkıya.
- 1:54-1:57 arası yaylılar,
- 2:33'e dikkat,
- 2:46 bu saniyeye kadar nerede kaldı dedirten klarnetin artık devreye girmesi,
- 3:11'de nakarattan önce klarnet,
- 3:25 yine klarnet,
- 3:44 yaylılar.
- şarkı süresince inceden inceden çalışan akustik gitarı da unutmamak lazım elbette. 

Bolca pozisyona sahip olan bu şarkıda Ziynet Sali gibi bir forvet olunca oldukça güzel goller çıkmış ortaya. Çalan müzisyenlerin ellerine nefeslerine sağlık. Beğenerek dinlediğim bir şarkı. Güzellik bakımından Türkçesi ve Yunancası arasında kararsızım, o yüzden iki versiyonunu da tavsiye ederim okuyan herkese. 

*: Google translate'e Türkçe olarak "Gönül telimizi titretenler" yazınca çıkan Yunanca karşılık.

Sunday, 17 May 2009

Örovizyon İkibindokuz

"Düm tek tek" i ilk izlediğimizde çok sevmiştik. Hadise de sevdiğimiz bi sanatçımız. Birincilik kesindi yani. Ama diğer şarkıları dinlememiştik, şovları izlememiştik daha: Şarkısından daha çok şarkıcısıyla Romanya'yı, Dita Von Tesse'li şovuyla Almanya'yı, maşallahlık Aysel ve Arash ikilisiyle Azerbaycan'ı, ve tabiki -Milliyet'te geçen adlarıyla "Fairytail" ya da "Fairytable" lı- Norveç'i..

Norveç'in şarkısı, ama Britiş bi havası var şarkının, kemanlar da gayet keltik.. Hani Azerbaycan'ın şarkısı Always'de
Arash'ın imzasını Aysel'den dinlemek gibi..

Herşeye rağmen haketmedi dersek yalan olur, ayıp olur. Söz, müzik, düzenleme başarılı. Sahnede de iyiydiler. Solistin sazıyla çıkması da herzaman iyi bir müzikal hamledir. Aleksander de bunu iyi kullandı.

Gelelim "Şarkılardan Dakikalar" a... Bu seriye ben de bu yazımdaki bi denemeyle giriş yapıyorum. "Fairytale" ile..
Öncelikle belirtmek isterim ki maçın adamı Aleksander değil, yaylılar:

~0:26
yaylıların hakimiyeti almaya başlaması..
~0:36 nakarattan hemen önceki scratchimsi..
~0:39 alexin fairytale deyişi (heryerde aynı, şarkı biraz kopyala yapıştır galiba)
~1:34 şarkının ikinci blümünde giren ablaların bu anda yaptıkları ufak modulasyon..
~2:18 den 2:27 ye yaylıların hüküm sürdüğü anlar..

Şarkının albüm versiyonunu incelediğimi söylemeliyim tabi

Her ne kadar da politik de olsa örovizyon artık daha farklı bir yerde. Ülkelerin yarışmayı daha fazla önemsediğini görüyoruz. Bazı sorunlar var tabi aşılması gereken ama yıldan yıla değişecek şeyler bunlar. Komşuların birbirlerine tam puan vermelerini kimse desteklemiyor ama haritaya, Norveç'in coğrafi konumuna bakmak lazım. Adamlar İzlanda kadar yalnız nerdeyse.. Demek ki başka şeyler de var. "Mor ve Ötesi - Deli" de, "Hadise - Düm Tek Tek" de "Everyway that I can" den daha başarılıydı ayrıca, ama önemli olan, oy veren ülkelerin bakış açısı..

Thursday, 14 May 2009

Who needs you

''Şarkılardan Dakikalar'' serisine elbette ki müzik tarihinin görebileceği en büyük seslerden biri olan Freddie Mercury'nin solistliğini yapmış olduğu Queen grubuyla başlayacağım. Hepsi birbirinden mükemmel şarkıları arasından seçim yapmak elbette çok zordu o yüzden karşıma ilk çıkan ''Who needs you'' adlı şarkılarıyla Şarkılardan Dakikalar serime başlıyorum. Vatana millete hayırlı olsun.

Şarkıda fazla pozisyon yok öncelikle, kusursuz bir düzenleme olup olmadığını da iddia edecek müzik bilgisine sahip değilim buna müzisyenler karar verir ben sadece şarkıda takıldığım beğendiğim anları paylaşmak istiyorum;

- Şarkının sonuna kadar Freddie Mercury'yle düet yapan gitarımız.
- 1:31, de Freddie'nin ''i like it, i like it'' deyişi
- 1:43 - 1:47 arası ''well i don't need you'' deyişi
- 2:03 - 2:12 arası arka planda eğlenen gitaristimiz.
- 2:28 ''you are oh so so so sophisticated'' deyişi.  

Bu şarkı vesilesiyle posttaki resime de değinmeliyim. Resimde futbol ve müziğin en iyi icracıları daha doğru bir deyişle tarihin en büyük futbolcularından D1OS, tarihin en büyük seslerinden biri belkide en büyüğü olan Freddie Mercury yanyana.  

Şarkılardan Dakikalar



Her insan farklı zevklere sahiptir ve aynı şekilde her insanın bu zevkleri yaşama şekli de farklıdır. Bu doğrultuda müziği ele alacak olursak müziği her insan farklı dinler. Kimisi iş yaparken arkada fon olarak dinler, kimisi evde ses olsun diye yanlızken herhangi bir şarkıyı açar, kimisi yolda yürürken muhakkak müzik ister, bazıları da kitap okurken müzik olmadan okuduğunu anlamaz. 
Benim gibi rahatsızlar da oturur müziği dinlerken başka hiçbir şey yapmaz sadece o şarkıya odaklanır. Böylece belli bir süre sonra şarkıdaki enstrümanların ve vokalin enteresanlıklarını keşfetmeye çalışır. Gelmek istediğim nokta şu, bu kadar müzik dinledikten sonra şarkı ve futbol maçı arasında çok aklıma yatan bir benzerlik yakaladım. Ve bu noktayı bütün insanlıkla paylaşmayı kendime bir ödev bildim. 

Ve paylaşıyorum... Futbol maçı ve şarkı arasındaki en önemli benzerlik ikisinin de önemli anlar,kırılma noktaları,pozisyonlar,yükselişler,dibe vuruşlar gibi olayları içlerinde barındırıyor olmaları. Tıpkı hayat gibi diyerek edebiyat parçalamak niyetinde değilim. Benim derdim eğlenmek. 

Ve bu bağlamda yeni bir yazı serisine başlamak istiyorum. Nasıl ki futbol müsabakaları yazılı basında yer alırken mutlaka maç yazısında maçın kırılma anları, pozisyonları vs. dakikalar verilerek anlatılır ve okuyucuya maçın özeti sunulur, ya da maçın ertesi günü maç hakkında konuşurken ''dün Guardiola'nın pasını gördün mü, Xavi adamı çarşı yaptı kaçırmadın inşallah, Zlatan'ın golü görmedim deme'' benzeri muhabbetlerde bulunuruz, ben de aynı şeyi şarkılar için yapmak istiyorum. Dinlediğim şarkılarda beğendiğim, enteresan gelen, kötü gelen şeyleri dakika ve saniye belirterek ''Şarkılardan Dakikalar'' başlığı altında gözlemlerimi toplayıp bu blogu okuyan varsa onların dikkatine sunmak istiyorum. Naçizane.