Showing posts with label geciken yazı. Show all posts
Showing posts with label geciken yazı. Show all posts

Sunday, 13 January 2013

İlginç at isimleri - 1985

Nihayet klavye başındaki mesaimin bir kısmını blog için ayırabildim. İlginç at isimleri yazısı  çok tutunca yoğun istek üzerine ikincisini de yazayım dedim. Yoğun istek olmasa da seri devam edecekti ama artan baskılar elimi biraz daha çabuk tutmama neden oldu. Blog'da 2013 sezonu da açılmış oldu. 1985 yılı ilginç at isimleri anlamında bereketli sayılır.

İngiliz atları;                         
Aerobik * As solist * Ateşinko * Bilmemki * Büyük Cihangir * Elbimbo * Flöre *                                 Gahubigah * Gigi * Hışım * Hurinigah * İlk Vidar * Karahediye * Nadıa Comanıcı * Prensigör * Saat Kaç * Salmaya Salama

Arap atları;
Bibioğlu * Celabuluşşahin * Dedeefendi * Delifişek * Ganyan * Hıdırlıktepe * Hünalpanosu * Kösesami * Noşirahvan * Önenpanosu * Sadfethotan * Suruçceylanı * Süperman

1985 yarış sezonundan seçtiğim iki at; Sadfethotan ve Kösesami aynı karede. Noktasına virgülüne dokunmadan Banko Dergisi'nden alıntılıyorum: "Bursa'da güzel bir havada, günün ilk koşusunda KAMACI I, Vet. Rap. istinaden Kom. K. kararıyla koşturulmadı. SERİHAN'ın geri çıkıp, KÖSESAMİ'nin, SADFETHOTAN ve SERİHAN önünde son 400'e kadar üstün götürdüğü koşuda, 200 de dıştan SADFETHOTAN kendisine hakim olup uzak farkla potoyu geçerken bir anlamda binlerce oyuncuyuda sevindirmiş oluyordu."  not: ismin doğrusu 'Sadfethotan'

Wednesday, 21 July 2010

Dünya Zenyatta'yı konuşuyor!


Yarış hayatını Birleşik Devletlerde sürdüren Zenyatta isimli kısrak, 13 temmuz'da, yarış yaşamının 17'inci startını da kazanmayı başardı. Altı yaşındaki dişi at, en son Hollywood Park'taki Grup 1, Vanity Invitational Handicap yarışını, üst üste üçüncü kez kazandı ve yenilmezliğini sürdürdü.

2005 yılında, altmış bin dolar'a Keeneland satışlarından alınan Zenyatta'nın babası Street Cry. Street Cry aynı zamanda 2007 Kentucky Derby galibi Street Sense'in de babası.

Kazandığı 17 yarışın 11'i Grup 1 olan Zenyatta, şimdiden adını Birleşik Devletler yarışçılık tarihine altın harflerle yazdırdı. 17'inci yarışını kazanan Zenyatta, hiç geçilmeyen atlar listesinde, dördüncü sıraya yerleşti.

Zenyatta şimdi gözünü, Britanya'lı meslektaşı, 18'de 18 yapan, emekli Eclipse'in rekoruna çevirdi.Zenyatta, ardından da iki numaradaki yurttaşı, Peppers Pride'ın 19 yarışlık rekorunu geçmeye çalışacak.

Dileyenler ve girebilenler! youtube'dan Zenyatta'nın bir çok koşusuna ulaşabilir. Bu vesileyle, biz de, bizim toprakların, hiç geçilmeyen şampiyonu, arap atı Tunca'yı analım. Zenyatta, Eclipse ve Peppers Pride'ı geçerse, bakalım Tunca'yı geçebilecek mi?

Tuesday, 8 June 2010

Kafkaslı ve Selim Kaya rekora koştu!

Şampiyon arap atı Kafkaslı, 5 haziran cumartesi günü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koşusunu üst üste dördüncü kez kazandı.

Yarışı hep olduğu gibi en geride takip eden Selim Kaya ve Kafkaslı, düzlük sprintinde rakiplerine şans tanımadı. Hayatım ikinci, Cangıl üçüncü, Özhaber de dördüncü oldu.

2007'de koşulmayan bu koşuyu; 2006, 2008 ve 2009'dan sonra bu yıl da birinci bitiren Kafkaslı, hem bu yarışı dört kez kazanan bir başka şampiyon Albatur'un rekoruna ortak oldu hem de üst üste Dört birincilikle bir ilki başardı.

İlginç olan nokta; Albatur'un Kafkaslı'nın büyük babası olması. Kafkaslı'nın soy kütüğü üzerinden bir kaç ilginç tesadüfe daha bakalım;



  1. Kafkaslı'nın babası Caş, 1999 yılında bu koşuda ikincilik elde etmiştir.
  2. Kafkaslı'nın büyük babası Albatur, 1982/83/85 ve 86'da bu koşuyu kazanmıştır.
  3. Albatur'un babası şampiyon Satvet, 1971 ve 72'de bu koşuda zafere uzanmıştır.
  4. Kafkaslı'nın babası Caş'ın anne tarafından akrabası, 1962 doğumlu Tulyar, 1966'da bu koşuda birincilik almıştır.
  5. Kafkaslı'nın annesi Malike 18'in baba tarafından akrabası, 1957 doğumlu Canberk, 1961 ve 62'de bu koşuyu kazanmştır.

Jokey Selim Kaya da üst üste dördüncü defa bu yarışı kazanıp, jokey Kadir Altınöz'ün rekoruna gözünü dikti. Kadir Altınöz, 1981/82/83/84 ve 85'te, üçü Albatur'la, biri Bodrum'la biri de II.Umut'la olmak üzere zafere ulaşmıştı.
Kafkaslı'nın kazandığı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koşusu'nun videosu:

Thursday, 27 May 2010

İstiklal Marşı Hadise'si

Malum Hadise'nin milli maç öncesi okuduğu İstiklal Marşı bir çok tartışmaya yol açtı. Maç Amerika'da olduğu için Amerika'lıların bir ünlüye ulusal marş okutma alışkanlığından etkilendik herhalde. Burada eleştirilecek son kişi bence Hadise. Söylenmesi çok zor bir marşımız var. Bir de müzik desteği olmadan bu marşı okumak ve beğenilmek mümkün gözükmüyor.

Erkin Koray da uzun yıllar bunun mücadelesini vermişti. Marşın zor olduğunu, hatalı olduğunu savunmuştu. Yetkililere çağrıda bulunmuş, besteyi yeniden yapmaya hazır olduğunu belirtmişti. Hadise'den sonra bir çok otorite'den görüş aldı basın mensupları ancak bu konuya en çok kafa yoran isimlerden Erkin Koray'ı göremedik ekranlarda. Görüş alan olduysa belki de ben kaçırmışımdır ya da Erkin baba da görüş vermek istememiş olabilir.

Şimdi Erkin baba'nın 2006'da yazdığı "Mezarlık Gülleri" isimli kitabından sözünü ettiğimiz konuya ilişkin bölümü noktasına dokunmadan alıntılıyorum:

"Şu İstiklal Marşı'nı yıllardır stadyumlarda söylerken, halkın bando bitirdikten daha sonra bitirdiğini duyamamış olan "uzman"ların kulaklarına hepimiz "eşek kulağı bu herhalde" desek, eşeğe hakaret olur.

Yanlış bestelenmiş olması da ayrı bir konu...
Dilimde tüy bitti! Bırakın maçlardaki 50 bin hafadan 50 bin ayrı ses çıkışını, bu olayın tarihini özellikle not aldım: 10 Kasım 1999 saat 09:05...

Anıtkabir'de Atatürk'ün huzurunda devlet erkanı... Bırakın 50 bin'i, 50 en fazla 100 kişiler... Söyledikleri İstiklal Marşı'nı televizyon arşivlerinden ne olur bir bulun, ağlarsınız! Veyahut da kendinizi tutamayıp güler misiniz bilmem... 100 ayrı ses! Ses de değil, bir uğultu...

Neden? Çünkü söylenemeyecek kadar zor! Cevabı da bu kadar basit! Ama, en azından "profesyonel bir müzikçi" olarak bunları dile getirdiğimiz zaman, saygı gösterip "bu adam ne diyor?" diye kulak vereceklerine, bir yerlerde seni ima ederek: -"İstiklal Marşı'na bile dil uzatmaya kadar vardırdılar işi!" diyecek kadar da ahmaktırlar. Ben bu sözleri duyduğum zaman çok üzülürüm.

Başkent Ankara'yı yok sayıp, tam bir uyum içinde oldukları başbakanları ile Diyarbakır'da toplantı yapan "Aydınlar Takımı"ndanım zannederler beni muhtemelen...

Cevap da vermem öyle ortalık bir yerlerde... Sırf onları "madara" etmeyeyim diye... Kendilerini bizzat görüp, benim söylediklerimin aslında "kendilerinden daha milliyetçi bir söylem" olduğunu onlara bire bir anlatmak isterim.

İstiklal Marşı işi böyle... Orada bir (haayır, iki) yanlışlık var: Ritmi ve melodisi... İnşallah bir gün düzelecek! Bir de, kadın seslerinin önde oluşu da bir yanlışlık değil de, yakışıksızlık! Yakışmamış! Şöyle, tok tok erkek seslerinden beklerdim ben İstiklal Marşı'nı... Bu da tamamen benim şahsi zevkim ile ilgili bir şey...

Yalnız, bu İstiklal Marşı hakkındaki düşüncelerimi değil ama, önerilerimi bir "on sene" erteliyorum. Çünkü şu anda içinde bulunduğumuz durum (yıl 2006) çok özel bir durumdur ve bizim tüm Türk evlatları hep bir ağızdan, (teknik olarak yanlış olsa bile) o İstiklal Marşı'nı gırtlağımız patlarcasına gökleri titreterek hep bir ağızdan söylemeye ihtiyacımız vardır. "

Rakamlarla Arjantin'in Dünya Kupası kadrosu

Dünya kupasına katılan takımlar son kadrolarını bir bir Fifa'ya bildiriyor. Biz de fırsat buldukça burada incelemeye çalışıyoruz. Sırada Arjantin var.


Saturday, 15 May 2010

Brezilya'nın işi zor


Buribaker Brezilya'nın formasını ilk üçe sokmamış. Ben de Brezilya'nın aday kadrosunu ilk beşe sokmuyorum. Her dünya kupasının imrenilen takımı Brezilya, Güney Afrika'ya çok zayıf gidiyor. Yıllık iznimizin bir bölümünü kullandığımızdan Dunga kadroyu açıkladığında "hop kardeşim n'oluyor, dungalaklık yapma" diyemedik. O yüzden yazı biraz gecikti ama olsun kadro değişmedi. Her zaman Brezilya'yı dünya kupasının favorisi olarak gören ben, bu kez bu kadroyla işlerinin zor olduğunu düşünüyorum. Bakalım;

Tuesday, 2 March 2010

Altan Tanrıkulu komedisi..2

Alex'e yaptığı haksız eleştiriler sebebiyle Hürriyet yazarı Altan Tanrıkulu için Daha önce de burada bir yazı yazmıştım. Tanrıkulu Şubat ayını da yine her yazısında Alex'e hakaret ederek geçirdi.

27 şubat 2010 tarihli yazıya bakalım;


Monday, 15 February 2010

Her hafta iddaa bulan adamın son numarası

Geçen hafta ofisimize bir zarf geldiğinde pek dikkate almamıştık. Burada paylaşmaya değer görmemiştik. "Her hafta iddaa bulan adamın son numarası" yazıyordu zarfın üstünde. İçinden bir iddaa kuponu bir de kısa bir not çıkmıştı.

Sunday, 31 May 2009

geciken yazı kontenjanı 2: Kafkas'lı 1'e 30 veriyor!!


Bursa Osmangazi Hipodromu’nda 28 Mayıs Perşembe günü Orhan Gazi adına düzenlenen koşu'yu Turbo kazandı.

75.000 TL ikramiyeli 1500 metrelik çim pist koşusunu Halis Karataş'la birinci bitiren Turbo, 21. yarışını da zaferle noktaladı. Bir başka şampiyon Kafkaslı ise uzak farkla geride ikinci oldu.Bu noktaya kadar enteresan bir şey yok. Turbo'nun Kafkaslı'ya uzak fark yapmasını da normal karşılıyoruz. Ancak çok anormal birşey varki o da atların ganyanları.


Turbo; 1,05. Kabul. Türkiye'nin teki. Peki ikinci at Kafkaslı'nın 30 liralık ganyanına ne yorum yapmalı bilemiyorum. Kafkaslı'nın 93 koşuda 54 birinciliği olduğunu hatırlatalım. Böyle bir şampiyon için bu derece yüksek ganyan görülmüş şey değil..

geciken yazı kontenjanı 1: İstanbul'dan kupa geçti..


Uefa kupası o çok bilindik klişe başlıkla; "İstanbul'dan geçti", hatta ben bu yazıyı yazana kadar Donetsk'e ulaştı... Luçesku, fahri Donetsk vatandaşı bile oldu.
Her türlü numaraya sahip akreditasyon kartı sayesinde mevzuyu yerinde takib eden ben, gecikmeli de olsa ufak notları kayıtlara geçirmek istedim..


a)Ukrayna'lı ve Alman taraftarların azlığı dikkat çekiciydi. Tribünlerde sanki bir hazırlık maçı havası vardı. Fenerbahçe formalıların, özellikle maraton tribünü'nü istila ettiğini gördüm. Fırsat bu fırsat diyerek Galatasaray ve Beşiktaş forması ile stadyuma gelenler, Fenerlilerle sarı kartlık tartışmalar yaşadı. Ancak Shakhtar Donetsk'in ilk golü ağlarla buluşurken, bir Galatasaraylı'da Fenerlilerin tekme ve tokatlarıyla buluştu. Özellikle uzatma bölümünde dakikalarca "Sarı-Lacivert-Şampiyon-Fener" diye inleyen tribünler bir süper lig maçından 
farksız görüntü çizdi. Kısacası atmosfer sınıfta kaldı.

b)İtalyan gazeteciler, kart cezası sebebiyle forma giyemeyen Werder Bremen'li Diego ile maçtan sonra Juventus'a transferine ilişkin kısa bir röportaj yaptılar. Brezilyalı oyuncu henüz anlaşmadığını belirtmişti. Şuan artık bir Juventus'lu olan Diego, dün, yani 30 mayıs akşamı son kez Bremen forması giydi. Uefa kupasını kaybeden Bremen, Leverkuzen'i yenerek sezonu Almanya kupası ile noktaladı. 
c)Maç bitti, Son Uefa Kupası gitti.. sahne "Stadium Cleaning" 'e kaldı..