Wednesday, 23 February 2011

adama böyle özür diletirler!!

Hürriyet'teki köşesinde pek çok kez Alex'e hakaret boyutunda eleştiriler yapan Altan Tanrıkulu, 4-2 biten Beşiktaş maçından sonra yazdığı yazının başlığında Alex'ten özür diledi.

Bu blog'da Tanrıkulu'nun saçma sapan yazılarından alıntı yapıp, öne sürdüğü fikirlerin saçmalığını, tutarsızlığını anlatmaya çalıştım. O ise sürekli saçmalamakta ısrar etti, bir halttan anlamadan yazılar yazmaya devam etti. Alex'li Fener maç kazandıkça, hırsından, sinirinden ve utancından iyice saçmaladı. Beşiktaş maçından sonra Alex'den özür dileyen bir yazı yazdı. O yazıyı okuyunca, Tanrıkulu'nun Alex takıntısından hiç bir zaman kurtulamayacağını, bu ikilimde bocalayıp duracağını bir kez daha anladım. Yazıda şöyle komedi bir cümle var; Tanrıkulu Alex'e diyor ki: "
Deparı zayıf, fiziki yönü zayıf, üst düzey rakipler karşısında çabuk oyundan düşen bir futbolcusun". Komedi'nin böylesi görülmedi! O zaman Messi'ye de, Ronaldo'ya da derler ki kardeşim senin de kaleciliğin çok kötü. Volkan Demirel'e de sende hiç son vuruş yok derler.. Bir futbolcunun bütün özelliklerinin tam olmasına imkan var mı? Böyle bir saçmalık olabilir mi? olur tabii, Altan Tanrıkulu yazarsa her türlü saçmalık beklenir.. Aşağıda Tanrıkulu'nun eski yazılarından alıntıladığım bölümler var. Ben o yazılanları unutmadım. Bugün kendisi çıkmış özür diliyor ama özür dileyecek şeyler yazmadan önce, bu camia'nın gelmiş geçmiş en değerli insanlarından birine hakaret ve itham'da bulunmadan önce düşünecekti. Ben yazılanları unutmadım ve unutmayacağım. Tanrıkulu bu çelişkinin içinde daha çok saçmalayacak. Neler yazmıştı, Alex'i nelerle itham etmişti?
  • Cahil taraftarın kahramanı Alex'in 90 dakikalık oyuncu olmadığını kabullenemediler.
  • Aylardır frikikten gol atamadığı halde ve takım içinde bunu daha iyi yapan arkadaşları varken çok kritik frikikleri o kullandı.
  • KİMSE bana bugün Alex'in yaptıklarını, attıklarını anlatmasın.. Ben onların kitabını, Fenerbahçe tarihini yazdım..
  • Elano, Diego, J.Baptista gibi isimlerin neden Brezilya Milli Takımı'nda oynadıklarını ama Alex'in alınmadığını açıklasın..
  • Bu takımın çok iyi sprinter ve asist özelliği yüksek bir forvetle, bitirici bir santrfor arkasında Emre'yi, Özer'i oynatsa ne olacağını bırakın başkalarını, Fenerbahçe kaptanı Alex anlatsın..
  • Alex için, Fenerbahçe kaptanı için kendisinin imza atması, kendisinin ilk onbirde olması, kendisi varken maç kazanılması, gol atması, asist yapması daha önemli, kimse kusura bakmasın..
  • Alex, Alex'e saygı duyuyorsa, kaptanlık bandını takacak kadar Fenerbahçeliliği özümsemişse, Daum'a gidip, “Beni ikinci yarı kullan” demeliydi.
  • Artık ayakları beyninin her isteğini yerine getiremiyor.
  • Takımın kilit oyuncusu Alex yaşlı ve temposuz.
  • Kaptanlık, sözleşme yenilenme zamanında kulüp üzerinde baskı kurmak değildir.. Herkesten fazla para almaya çalışmak değildir.. Hakemlere işini öğretmeye kalkmak değildir. Takım yenilirken soyunma odasına giderek teknik direktörü protesto etmek değildir..
  • kaptan Alex, kulüp üzerinde baskı kurup imza attın..
  • "Alex çok ağır.. Önüne atılan toplara koşarken, 5 metre arkasından gelen rakip topu ondan alıyor..

Monday, 21 February 2011

OHA!

Ntvspor.net yine şov yapmış.. İtalyan Ranieri'yi Arjantinli yapmış! Vay be!

Saturday, 5 February 2011

Ucube

Şu sıralar televizyon'da sıkça dönen Türk Telekom Arena reklamı bir facia. Cem Yılmaz'lı olanı değil Spartaküs apartması olandan bahsediyorum. Hani gladyatörler korku içinde demir parmaklıkların ardından çıkacak aslanı bekliyor da çıka çıka ne idüğü belirsiz bir yaratık, bir hilkat garibesi çıkıyor ya. Elinde bir mızrak olduğu görülen ucube'nin içindeki mor kıyafet dikkat çekiyor, üstünde de seksi deri giysiler var. Ne bulduysa takmış takıştırmış, altın kemerler-kolyeler göz kamaştırıyor. Kolları ve bacakları insan kolu-bacağı olan bizim garip yaratık etrafı süzdükten sonra bir atlet çevikliğiyle elindeki mızrağı ileri fırlatıyor. Bu sırada kamera stadyumun dışını kesiyor, sonra da mızrağı uzaya kadar takip ediyor... Gladyatörler korku içinde olacakları beklerken, mızrak geri geliyor atıldığı yere. Bizimki aynı çeviklikle havada yakaladığı mızrağı toprağa saplıyor, etraf yeşeriyor, stadyuma bahar geliyor, gladyatörler toz oluyor falan.. Büyük merak içindeyim; bu reklamı yapan arkadaşlar, bu "sözde aslan" ucube'yi meydana getirenler ortaya çıkan şeyi hiç izlemediler mi? Bu çirkin, bu garip yaratığı kim, ne düşünerek yarattı? Ancak art niyetli birileri bir aslanı uğraşıp bu kadar çirkin, garip bir yaratık haline sokabilir. Bildiğimiz, dört ayaklı ormanlar krali aslanın nesini beğenmediniz de dalga geçer gibi, bu hilkat garibesini koskoca Galatasaray'ın simgesi olarak insanların gözüne sokuyorsunuz.

Wednesday, 19 January 2011

fotoğrafta son nokta.

Yobo'nun fotoğrafı yaratıcılık sınırlarını zorluyor. Fotoğrafı çeken arkadaşı tebrik ediyorum. Yobo bize bir şey anlatmak istiyor...

Tuesday, 7 December 2010

Bambaşkaymışsınız Hürriyet!

Türkiye'nin en iddialı spor sayfalarını hazırladığı konusunda tereddüdü olmayan Hürriyet gazetesi muhteşem bir iş yapmış. Gitmiş Roberto Carlos'la konuşmuş. İyi de, acaba bunu sayfalarına yansıtmayı becerebilmişler mi? Bir bakmak lazım.

4 Aralık 2010 tarihli Hürriyet'in şehir baskısındaki 42. sayfanın uzaktan görünüşü taasrımı güzel olmasa da üstte. Okuyucu olarak bizi ilgilendiren kısım ise detayda. Onun için de sıradaki resme geçelim.


'Zico hançerlendi' ve 'Daum yüzüme başka arkama başka konuştu' haberlerinin içeriğine bakınca noktasından virgülüne aynı ifadeleri görüyoruz. Tek bir fark var üstteki haberde 'Belki ben de kalırdım' cümlesi alttaki haberde 'Belki ben de kalırdım ve futbola vedamı Fenerbahçe'de yapardım' şeklinde uzatılmış.
Bu sayfada yer alan 'Türkiye'yi özledim' haberi de, aynı gazetede bu sayfanın komşusu 43. sayfada da kısaltılmış haliyle kullanılmış. Haddimi aşmadan naçizane fikrimi söyleyecek olursam, 'Kırmızı Çizgi' isimli programda haftada bir Hıncal Uluç'la beraber Türk basını ve spor kamuoyuna ayar verme yarışına giren Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Aslan'ın da sanırım işe önce kendi ekibinden başlaması gerekiyor.

Monday, 15 November 2010

İlginç at isimleri - 1979

Yarışlarda koşan atlara verilen isimler zaman zaman, konuyla ilgisi olmayan insanların bile dikkatini çekmiştir. Eskilerden Bibidibabidibu, Kaşemumkara, Biliyormusunuz Kim ve çok yenilerden Binde Gör gibi safkanlar isimleriyle dikkat çekmiş ve rakiplerine göre biraz daha ünlü hale gelmişti. Buradan hareketle ben de, daha çok geçmişten olmak üzere ilginç isimleri burada sunmaya karar verdim. Serinin ilk yazısında 1979 yılında pistlerde boy gösteren ilginç isimli atları hatırlayalım..

İngiliz atları

Bağ Koptu
Bu Başka Pyo
Cingöz Recai
El Satması
Fakir Sofrası
Kamçını Verme (favorimdir)
Sana Borçluyum
Sürtük
Uçak Kaçtı
Yer Basması

kamçını verme (5), 1976 yılında Batuhan'ın ardında ikinci, İstanbul
Arap atları
Bibioğlu
Buhubuhare
Cırrık
Harput Serveti
Sadfet Hotan
Vosvos

Monday, 8 November 2010

Zenyatta'yı da geçerler



İşlerin yoğunluğundan dolayı fazlasıla boşladım blog işlerini. Onu affettirme adına koymuş olayım bu yazıyı da. Efsane bir yarış oldu izlemek isteyen buradan. 

Friday, 8 October 2010

Geç oldu ama...

Geç keşfettim ama bayıldım. Hurts-Wonderful Life...

Tuesday, 5 October 2010

15 tay'a 1 milyon 362 bin TL

Dün Veliefendi hipodromu'nda Anadolu Tarım İşletmesinin yetiştirdiği 16 safkan arap atı görücüye çıktı, 15 tay toplam 1 milyon 362 bin TL'ye sahiplerini buldu. Satış komisyonu'nun 100 bin TL taban fiyat belirlediği Bozyeleli'ye alıcı çıkmazken 155 bin TL'ye Mahmut Doğan tarafından satın alınan Cihanefe günün en pahalı tayı oldu.

Hemen alttaki yazımda satışlarda öne çıkmasını beklediğim safkanları kısaca incelemiştim. Cihanefe, Altuğhan ve Halilim beklediğim gibi ilgi görürken, Seymenbey ve Dedesabri tahminimin aksine daha uygun fiyatlara alıcı buldu. Satışlar sonunda oluşan tablo;
Fotoğraflar sırasıyla; 1-Cihanefe 2-Kocaerol 3-Altuğhan 4-Halilim

Sunday, 3 October 2010

Taylar görücüde

Anadolu Tarım İşletmesi Müdürlüğünce yetiştirilen 2008 doğumlu 16 safkan arap tayı yarın Veliefendi hipodromu'nda sahiplerini bulacak. Aşağıdaki tayların satışlarda ön plana çıkmasını bekliyorum.

SEYMENBEY: Yelhan - 73. Cahide.
Anne kardeşleri: Bayçora, Özgünay, Akıncıbey, Akasoy, Baydanhan
Baba kardeşleri: Asiye, Delice, Demirören, Uçanok, Hızlıkız, Çakırtay

Orjin olarak kum piste daha yatkın gördüğüm bu tay, anne tarafından kum pistin iyi atlarından Bayçora ile kardeş. Bayçora 81 kum pist yarışında 20 birincilik almıştı.

ALTUĞHAN: Yelhan - 118. Zehra
Anne kardeşleri: Bolkar, Sondarbe
Baba kardeşleri: Asiye, Delice, Demirören, Uçanok, Hızlıkız, Çakırtay

Engin Sezen'in sahibi olduğu Bolkar, 2004 mayıs ayında başladığı koşu hayatını 2005 mayıs'ta noktalamıştı. Özgün yavrusu Bolkar, koştuğu 16 yarışın sekizini kazanmıştı. Bu birinciliklerin yedisi çim'de gelmişti. Tiki Tork Ku yavrusu Sondarbe ise kum pistte kazandığı 15 yarışla iyi kum atları arasındaki yerini almıştı.CİHANEFE: Şövalye - 39. nazıma
Anne kardeşleri: Ufukbir
Baba kardeşleri: Hayatım, Kaman, Erentay, Erolbey, Dönmezbey, Esenhanım, Hakansoylu

2006 Mayıs ile 2007 Ağustos arasında koşan Ufukbir 15 startında altı birincilik almıştı. Haralar ve TBMM koşularını kazanan Albatur yavrusu Ufukbir İstiklal Savaşı koşusu'nda üçüncülük almıştı.

2005 doğumlu Hayatım ise son dönemin başarılı kısraklarından. Çim'de 19 startında beş kez ganyan olan Hayatım kum pist yarışlarına damga vurdu. Normal Kum piste 28 yarışta 14 birincilik alan Hayatım hiç tabela dışında kalmadı. Çim'de Karacabey Tarım İşletmeleri, Anadolu Tarım İşletmeleri, Ankara Vali kupası gibi koşuları kazanan Hayatım, Veliefendi ve Tarım-Köyişleri Bakanlığı koşuları'nda ikincilik aldı. Kum pistte ise Sultansuyu Tarım İşletmeleri, Yüksek Komiserler Kurulu, Misak-ı Milli ve Adana kupasını kazanan Şövalye yavrusu TSK ve Haralar koşusu'nda ikinci gelmişti.

DEDESABRİ: Tamerinoğlu - 55. Seyyare
Anne kardeşleri: Batuhanbey, Babanur, Uslubey, Bikeç
Baba kardeşleri: Berşan, Akoğuz, Sungur

Şampiyon Tamerinoğlu'nun yavrusu Dedesabri, anne tarafından da Babanur gibi bir başaltı safkanın kardeşi. Berkoş yavrusu, 1998 doğumlu Babanur, 2001 - 2007 arasında 100'ün üzerinde koşu koşup, istikrarlı bir grafik çizmişti. Sürmeli Karaca'nın sahibi olduğu safkan çim pistte 12 yarış kazanmıştı.

HALİLİM: Tamerinoğlu - 112. Zehra
Anne kardeşleri: Hayatım, Özütok, Esenhanım
Baba kardeşleri: Berşan, Akoğuz, SungurBakalım hangi taylar, kaç paraya kimin olacak..