Saturday, 3 October 2009

Dünyamız detay

Televizyonla yaşayan bir insan olduğum için kumandamdaki 'kanal ileri-geri' ve 'ses açma-kısma' tuşları en çabuk bozulan, deforme olan tuşlar olmuştur. O tuşları eskiten olay benim zapping yapmamın şiddeti değil sürekliliğidir zaten. İşte o esnada ne zaman BBC World ya da BBC Prime'a gelsem bir durur 2-3 dakika izlerim. Fazla Britiş konuşsalar da, ekranın görüntüsü, yazılar, geçişler, vesaire beni cezbetmiştir her zaman. Ve hep kendime sormuşumdur çok mu zor bizde neden böyle kanal yok diye. Geçtiğimiz yaz artık aynısı olmasa da ona benzer bir kanalımız olduğunu öğrendim : TRT Türk. Görüntü şahane, programlar mükemmel, stüdyo zaten kelimelerle anlatılamayacak cinsten. Ancak benim değinmek istediğim konu başka. Ben onca şahane program arasından bana kalırsa en güzeline değinmek istiyorum. Programın adı 'Dünyamız Detay'. Haftaiçi her gün saat 14.10 ve 18.10 da canlı olarak yayımlanıyor.


Hayranlık duyulması gereken nokta programı sunan kişi veya kelimelerin kifayetsiz kalacağı stüdyo değil. Benim gıpta ettiğim kişiler o programın içeriğini hazırlayanlar. Gün geliyor 'Dünya'yı sarsan suikastler' konusu, başka bir gün geliyor 'Yahudi-Arap meselesi' hakkında 45 dakika içerisinde verilebilecek en dolu-eksiksiz içeriği en sade anlatımla veriyorlar. Dünyanın her yerine canlı bağlantılar yaparak en aklının ucundan geçmeyecek konularda bilgi veriyorlar. Hani 'sokma akıl 40 adım gider' derler ya, öyle değil işte bazı programları adamda iz bırakıyor. Mükemmel anlatıyorlar. Kabul ellerinde inanılmaz bir arşiv var ancak bu arşivi kullanmak da yılların birikimini bünyede barındırmayı gerektiriyor. Ben pençesine düştüm bu programın halimden de memnunum o kadar ki, alarm kuruyorum başlama saatini kaçırmamak için. Şiddetle tavsiye ederim. İzleyiniz, izlettiriniz.

Wednesday, 30 September 2009

O bir Şampiyondu; Sabırlı. (vol. 1, 2005)

Türk yarışçılık tarihinin en başarılı safkanlarından olan Sabırlı, 27 eylül pazar günü düzenlenen törenle pistlere veda etti. 2003 temmuz'unda koştuğu ilk yarışında tribündeydim ve daha sonra katıldığı hemen hemen tüm önemli yarışları da yine dünya gözüyle izledim. Benim için, hipodroma gitme sebeblerinden biriydi,beraber koştuğu bir kaç arkadaşıyla beraber.. Buribaker'ın da katılımıyla son yarışını da yine hipodrom'da izleme şansına sahip olduk Sabırlı'nın. Yarış yaşamına üçüncü başladı, üçüncü bitirdi ama aradaki toto'ya bol bol birincilikler ekledi.. Çok fazla söze gerek yok Sabırlı için, ben susayım, 2005 yılından seçtiğim bazı videolar konuşsun..

Tuesday, 29 September 2009

Lomonosov Moscow State University


Ya da Kiril alfabesiyle yazılışıyla Московский государственный университет имени М.В.Ломоносова, Moskóvskiy gosudárstvennyy universitét. Öndeki yeni bina, arkada dikkati çeken bina da eskisi. Mimarı Lev Vladimirovich Rudnev (Лев Владимирович Руднев). Muazzam!

Geceler

'Duhtbrahma' tanıştırdı beni bu terbiyesiz grupla. Abiler 'Azeri' olsa gerek. İlk dinlediğim şarkıları 'Ay lolo' adında acapella olarak seslendirilmiş bir eserdi. Ancak bu son dinlediğim -daha doğrusu duhtbrahma'nın bana son kıyağı olan- 'Geceler' şarkısını çok tuttum. Bizimkiler Azeriler'den intihal yapmayı sever musiki konusunda. Bunu da alsınlar. Şarkı burada, bu da başka bir kayıt. Dinleyip beğenen Duhtbrahma'ya teşekkür eder artık.

Tuesday, 22 September 2009

Bir zamanlar futbolumuz..

Günümüz futbolunun harala-gürelesi içinde eski, naif anları çok arar olduk.. Endüstriyel futbol, seyirciyle oyuncu arasına,takımı arasına aşılmaz bariyerler koymuş..
Eskiden oyuncu ya da kulüp başkanı pek mi değersizmiş acaba? Maç öncesi stat çevresinde elini-kolunu sallayarak gezermiş,halkın içinde basın mensuplarının sorularını -en abuklarını bile- içtenlikle yanıtlarmış.. Bugünün en önemli-tartışmalı gündem maddelerinden hakemler bile gayet şeffafmış. -"gecenizi nasıl geçirdiniz" sorusuna bile, içtenlikle; "Dinlenerek" diye cevap verebilirmiş.. Orta hakem maç öncesi odasını basına açar, kameralar önünde yan hakemlere görevlerini hatırlatırmış. Soruları yanıtsız bırakmazmış 'hakem triosu'.. Artık 6 hakemli günlerdeyiz. Sorulardan kaçarcasına arabasına atlayan hakemli günler. Başkanlar birbirleriyle küs. Oyuncular uzaylı edasıyla halktan izole, ulaşılmaz noktada.
Durum her geçen yıl daha da acayip hale gelmeye başladı. Şartlar böyle gerektiriyor demek ki. Bu sezon yayıncı kuruluş biraz daha soyunma odalarına, çıkış tüneline girmeye başladı. Bunun da olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Bu iş böyle büyütülecek bir şey değil. İşlerin bu kadar gizli-saklı olması, kapalı kapılar ardında gelişmesi düşmanlığı, kuşkuyu,şüpheyi de artırıyor. Şartlar ne olursa olsun; yayıncı kuruluşla, oyuncu-kulüp başkanı-hakem üçlüsünün daha şeffaf ilişkiler kurabileceği inancındayım. O günlere ulaşana kadar bize de eski naif görüntülerle avunmak düşüyor.
Bu uzun ve biraz da can sıkıcı girizgahı, arşivimiz yettiğince, özlediğimiz nostaljik görüntüleri paylaşacağımızı duyurmak için yaptık. Başlangıcı, lig tarihimizin en ilginç anlarından biriyle yapalım.

VE PENALTI.. 1985-86 sezonu, 21.hafta mücadelesi.. Zonguldakspor'un, Bursaspor'u konuk ettiği maçın ilk yarısı golsüz tamamlanıyor. Görüntüler ikinci yarıdan.....

Zonguldakspor bu tarihi maçı 1-0 kazanıyor. Skoru tayin eden oyuncunun, pozisyon öncesi hareketlerine dikkat edelim.. Penaltının oluşumu, oyuncunun gelişinden bellidir..

Saturday, 19 September 2009

TRT vs. tve

TRT ve Tve.. Biri Türkiye'nin biri İspanya'nın devlet televizyonu. İkisinden de haber takip ediyorum. Teleteksinden..


Burda Amerika açık tenis turnuvasında Marsel İlhan'ın yenildiği maçın haberi.. Buribaker'le Nusa Dua konuşurken duydum, benim de kullandığım bişey değildi zaten, 6-3, 6-4, 7-6 yenildiyse 6-3, 6-4, 7-6 yenilmiştir, "3-0" değil! Ben bilmem. Spor yazarı olan onlar..



Bu da tve nin teleteksinden. Del Bosque'nin Makedonya maçı listesi.. Del Bosque dememiştir herhalde, gidin bana Galatasaray'dan Güiza'yı getirin diye..

Hangisi affedilebilir? Kanalları affetmek bize düşmez tabi ama hatalar affedilebilir olur, ya da olmaz. Allahtan ben doğruları biliyorum da zorluk çekmiyorum..

Friday, 18 September 2009

Olmadı Gitti

Yılların Nilüfer'i 'Hayal' adında bir albüm çıkarmış, iyi bir müzik dinleyicisi olduğunu iddia eden ben, bunca zaman edinip de dinlememişim. Yazık! Son albümden 'Olmadı Gitti' şarkısını şiddetle tavsiye ediyorum. Güftesi Nilüfer bestesi Ender Çabuker'e ait olan gönül telimizi titretenler makamındaki eser için de vakit bulunca 'şarkılardan dakikalar' yapmalı aslında.

Senkronize

( 17 Eylül 2009, OAKA Spiros Lois Stadyumu, Panathinaikos taraftarı )

Wednesday, 9 September 2009

Saturday, 5 September 2009

Kafalar karışmış biraz ?

Kafalar biraz karışmış galiba. Haberde bütün cümleler (manşet, spot, haber metni) bir öncekini tekzip ediyor. Ben orta yolu bulamadım. Haberin linki burada. Bakalım düzeltecekler mi?