Tuesday, 22 September 2009

Bir zamanlar futbolumuz..

Günümüz futbolunun harala-gürelesi içinde eski, naif anları çok arar olduk.. Endüstriyel futbol, seyirciyle oyuncu arasına,takımı arasına aşılmaz bariyerler koymuş..
Eskiden oyuncu ya da kulüp başkanı pek mi değersizmiş acaba? Maç öncesi stat çevresinde elini-kolunu sallayarak gezermiş,halkın içinde basın mensuplarının sorularını -en abuklarını bile- içtenlikle yanıtlarmış.. Bugünün en önemli-tartışmalı gündem maddelerinden hakemler bile gayet şeffafmış. -"gecenizi nasıl geçirdiniz" sorusuna bile, içtenlikle; "Dinlenerek" diye cevap verebilirmiş.. Orta hakem maç öncesi odasını basına açar, kameralar önünde yan hakemlere görevlerini hatırlatırmış. Soruları yanıtsız bırakmazmış 'hakem triosu'.. Artık 6 hakemli günlerdeyiz. Sorulardan kaçarcasına arabasına atlayan hakemli günler. Başkanlar birbirleriyle küs. Oyuncular uzaylı edasıyla halktan izole, ulaşılmaz noktada.
Durum her geçen yıl daha da acayip hale gelmeye başladı. Şartlar böyle gerektiriyor demek ki. Bu sezon yayıncı kuruluş biraz daha soyunma odalarına, çıkış tüneline girmeye başladı. Bunun da olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Bu iş böyle büyütülecek bir şey değil. İşlerin bu kadar gizli-saklı olması, kapalı kapılar ardında gelişmesi düşmanlığı, kuşkuyu,şüpheyi de artırıyor. Şartlar ne olursa olsun; yayıncı kuruluşla, oyuncu-kulüp başkanı-hakem üçlüsünün daha şeffaf ilişkiler kurabileceği inancındayım. O günlere ulaşana kadar bize de eski naif görüntülerle avunmak düşüyor.
Bu uzun ve biraz da can sıkıcı girizgahı, arşivimiz yettiğince, özlediğimiz nostaljik görüntüleri paylaşacağımızı duyurmak için yaptık. Başlangıcı, lig tarihimizin en ilginç anlarından biriyle yapalım.

VE PENALTI.. 1985-86 sezonu, 21.hafta mücadelesi.. Zonguldakspor'un, Bursaspor'u konuk ettiği maçın ilk yarısı golsüz tamamlanıyor. Görüntüler ikinci yarıdan.....

Zonguldakspor bu tarihi maçı 1-0 kazanıyor. Skoru tayin eden oyuncunun, pozisyon öncesi hareketlerine dikkat edelim.. Penaltının oluşumu, oyuncunun gelişinden bellidir..

Saturday, 19 September 2009

TRT vs. tve

TRT ve Tve.. Biri Türkiye'nin biri İspanya'nın devlet televizyonu. İkisinden de haber takip ediyorum. Teleteksinden..


Burda Amerika açık tenis turnuvasında Marsel İlhan'ın yenildiği maçın haberi.. Buribaker'le Nusa Dua konuşurken duydum, benim de kullandığım bişey değildi zaten, 6-3, 6-4, 7-6 yenildiyse 6-3, 6-4, 7-6 yenilmiştir, "3-0" değil! Ben bilmem. Spor yazarı olan onlar..



Bu da tve nin teleteksinden. Del Bosque'nin Makedonya maçı listesi.. Del Bosque dememiştir herhalde, gidin bana Galatasaray'dan Güiza'yı getirin diye..

Hangisi affedilebilir? Kanalları affetmek bize düşmez tabi ama hatalar affedilebilir olur, ya da olmaz. Allahtan ben doğruları biliyorum da zorluk çekmiyorum..

Friday, 18 September 2009

Olmadı Gitti

Yılların Nilüfer'i 'Hayal' adında bir albüm çıkarmış, iyi bir müzik dinleyicisi olduğunu iddia eden ben, bunca zaman edinip de dinlememişim. Yazık! Son albümden 'Olmadı Gitti' şarkısını şiddetle tavsiye ediyorum. Güftesi Nilüfer bestesi Ender Çabuker'e ait olan gönül telimizi titretenler makamındaki eser için de vakit bulunca 'şarkılardan dakikalar' yapmalı aslında.

Senkronize

( 17 Eylül 2009, OAKA Spiros Lois Stadyumu, Panathinaikos taraftarı )

Wednesday, 9 September 2009

Saturday, 5 September 2009

Kafalar karışmış biraz ?

Kafalar biraz karışmış galiba. Haberde bütün cümleler (manşet, spot, haber metni) bir öncekini tekzip ediyor. Ben orta yolu bulamadım. Haberin linki burada. Bakalım düzeltecekler mi?

Tuesday, 1 September 2009

Spotify

Ne kadar mutlu oldum böyle bir oluşumu keşfettiğim için anlatmaya kalksam kelimeler kifayetsiz kalır tarzında olmasa da çok hoşuma gitti. Spotify denen olayda, bilgisayarınıza indirdiğiniz bir program sayesinde, 6 milyondan fazla şarkıya - her geçen gün artan sayıda tabii ki de - sahip bir arşiv'den dilediğiniz şarkıyı mükemmel ses kalitesiyle dinleyebiliyorsunuz. Henüz ülkemizde kullanılamıyor ancak çeşitli hilelerle üye olduktan sonra programı sorunsuz bir şekilde kullanıyorsunuz. Aradığınız şarkıcının biyografisini okuyup, orada verilen linklerle tavsiye edilen şarkıları bile dinleyebiliyorsunuz. Kurcaladıkça yeni özellikleri çıkıyor. Sadece müzikle donatılımış Wikipedia dersem abartmış olmam heralde. Gününün kayda değer bir kısmında müzik dinleyenlere şiddetle tavsiye ederim.

Monday, 31 August 2009

Alkışlar Marsel İlhan'a..


Marsel İlhan, Amerika açık'ta Belçikalı rakibi Cristophe Rochus'u zorlu 5 set sonunda yenerek, adını ikinci tura yazdırdı.

Maçta iki kez geriden gelip eşitliği yakalan 22 yaşındaki temsilcimiz, son sette de geriye düşmesine rağmen pes etmedi ve maçı kazanmayı başardı.

Genç yıldız, dünya 72 numarasındaki rakibini; 3/6 - 6/3 - 3/6 - 7/5 ve 7/5'lik set skorlarıyla devirdi.

Marsel'in yeni rakibi, Amerikalı dünya 55 numarası John Isner oldu.

Sunday, 30 August 2009

Popçu Özgün !

İstediği zaman güzel işler de yapan 'Popçu Özgün'ün son albümü 'Biz Ayrıldık'tan dört adet tavsiye. Naçizane...
- Mühür (Şiddetle tavsiye olunur)
- Direniyorum yokluğuna
- İki eli boş kaderim
- Örümcek

Bravo Marsel İlhan!


Türk tenisinin genç yıldızı Marsel İlhan, Amerika Açık'ta Üçüncü eleme maçında Brezilyalı Ricardo Mello'yu 6-4 ve 6-2'lik setlerle geçerek, adını ana tabloya yazdırdı. 22 yaşındaki Marsel, 1963'te özel davetle Amerika Açık'ta ana tabloda mücadele veren Nazmi Bari'nin ardından bu başarıya ulaşan ikinci Türk oldu.