Saturday, 27 September 2008

Sezon Başladı..

İstanbul kış sezonu müzik etkinlikleri startını 25 eylül perşembe gecesi Babylonda Erkin Koray konseriyle vermiş olduk..

En son açıkhavadaki 50. sanat yılı konserinde grubuyla izlemiştim Erkin Korayı, Babylon konserinde de grubuyla beraber sahne aldı Erkin baba.. Tabiki grupla beraber sahne alması demek, daha çok gitar çalması ve Akrebin gözlerini söylemesi demekti benim için.. gerçi meşhur beyaz gitar yoktu sahnede ama olsun.. bunun yanında bas gitarda Ahmet Güvenç'i izleme keyfi de bonus kontenjanından bir başka güzellik oldu gece için..

2 buçuk saat sahnede kaldı Erkin baba, hatta ön taraftaki grubun yoğun isteklerini kırmayarak Hare Krishna'yı bile söyledi, istek yapan grup da hazırlıklı gelmişti; zillerle eşlik ettiler şarkıya.. harika bir performans oldu.. Bir kez daha anladık ki Erkin baba'nın Babylon sevgisi bir başka, kendisi de bunu; "buraya çıkmak hiçte kolay değil, çok uğraştık" şeklinde ifade etti.. Babylon "Erkin baba! Erkin baba!" tezahüratlarıyla inledi.. Herkese teşekkürler!

Bu arada kış sezonu başlarken Balans el değiştirip Antalyalı jolly joker pub'ın oldu.. Böyle bir değişiklik şart olmuştu - çünkü Balans rezalet durumdaydı.. Henüz göremedik ama yeni sezona yeni dekorasyonuyla giriyormuş.. umarım eksikler düzelmiştir..

Herkese güzel müzikli bir sezon dilerim..

Tuesday, 23 September 2008

Dönen Plaklara..

"Geçmiş ve günümüz müziğinde, başarılı çalışmalara farklı bir bakış açısı ile notlar düşmeyi hedefleyen topluluk." diyorlar kendilerine, doğru söze ne hacet!
Sanal alemde, ama sanal alemin bilgi çöplüğünden çok çok uzaklarda.. İşte gerçek bir bilgi kaynağı, vayyy be böyle bir şeyde varmış demek için..

Tuesday, 16 September 2008

Hepinizi Seviyorum

Senin canını yerim.

Uzaylı, Seni Seviyorum!..


Avrupalı müzisyenler amerikalı zenci blues cu abilerinden esinlenip icat ettiler ya rock müziği, o yıllardan günümüze çok müzisyene ilham verdi rock müziğin kurucu üyelerinden "Pink Floyd". Dünyanın en başarılı gitaristlerinden Jimi Hendrix'in dinlenirliğinin bile yenik düştüğü zaman karşısında, Hendrix'le aynı seneler yaptıkları çalışmaların hala o zamanlardaki lezzetlerini koruması Pink Floyd'u zirvede tutan şeylerden.

Lisede tanıştım rock müzikle ve kolay da olmadı benimsemem. Ama yeterli bir süre sonra grup üyeleri babamın oğlu gibi oldu. Eskiden şaban gibi olan ama şimdi Kadir İnanır karizması sahibi Roger Waters, Coşkun Demir'in öz biraderi David Gillmour ve arızalı arkadaşları benim de hayatımın belli bir kısmına walkman yardımıyla fon müziği oluşturmuşlardır. Artık yavaştan kapatıyorlar dükkanları. Şahsen asıl unsurlar Waters, Gilmour, Mason, Wright dörtlüsü olmasına binaen 2006 da Syd Barret öldüğünde üzülmüştüm ama Richard Wright'ın ölümünü "kayıp" addediyorum.

Thursday, 11 September 2008

Empati,Sempati,Antipati,Telepati,Konfeti,vs...



Pek çok kişi senin yorumların doğrultusunda teknik ekibe ve oyunculara demediğini bırakmayacak. O ekipten 1 kişi sana küfür ettiği zaman tü kaka olucak. Olmaz öyle! Bu kadar spor yazarı milli takım ve oyuncularını eleştirirken bu kadar tepkiyle karşılaşmıyor da niye sen bu tepkilerin muhattabı oluyorsun? Herkesin sana mı garezi? Ya da hoca bana taktı durumu mu var acaba ? Dönüp biraz da kendisine bakmalı insan. Bu sözlerim sana da Hıncal Uluç. Öyle konuyla alakasızmış gibi kulaklarını tıkama.

Belezo.. Bölez.. Belöz Oğlu..


Bir milli takım var. Federasyonu, teknik ekibi, oyuncuları var. Herşey tam yani. Teknik direktör kararlar verip bişeyler yapmış, mesela kaptan seçmiş. Bu kararı sorgulamak için ya federasyon başkanı olmak lazım, ya da Hakan Şükür gibi Tugay gibi Ümit Özat gibi bir oyuncu olmak lazım. Eğer bu hakkı kendimde bulursam, hatta bu konuyu da anchormanı olduğum kanalda halka anket olarak sunacak olursam, önce isimleri doğru söylemeye özen gösteririm. "Yav, adamın adını söyleyemedin ki, sen neyi tartışıyosun" demesinler diye.. Çok ayıp...

Monday, 8 September 2008

Medyamızın Prensesi


“Mor ve Ötesi” ni ne kadar sevdiğim, son Örovizyon zamanında yazdıklarımdan bilinir. “Cambaz” da geçtiği haliyle ne haber olan ne türk olan habertürkü, ilk açıldığı zamanlarda zaten kafası karışık türk halkının kafasını daha bi karıştırmak isteyenlerin isteği doğrultusunda saçma sapan şeyler yaparlarken uzun bir süre izlememi hatta habertürkün gazetesinde belki bir de fotoğrafını görebilirim diye alıp yazılarını da okumamı sağlamıştı Bahar Feyzan

Bir süre sonra kanaldan ayrılmasıyla beraber ben de normal olarak habertürkü izlemeyi bıraktım idi. İnternet güzel bişey çünkü ozamanlar çok bilindik olmamakla beraber, kendini güzelliğiyle zaten kanıtlamış olan, sırayı da yaptığı işe veren ve sıkça “ben sadece güzel değilim, yaptığım işi öyle hakkıyla yapıyorum ki bbc de çalışmak için tek eksiğim londra aksanı” diyen güzel olduğu kadar hırçın bakışlı ekonomist kızımızın dil eğitimi için yurtdışına çıktığını internetteki kaynaklardan öğrenmiştim. 

Eğitimini tamamladıktan sonra yurda dönen Bahar’ı havaalanında karşılayıp elden kaçırmamak için imza attırmak isteyen medya patronlarının o anki durumlarını düşündüm onu bir gün ntv’de haber sunarken gördüğümde. Tabi Türkiye’de medyanın güzellik konusunda “Los Galácticos” u sayılacak bir mekanıydı ntv ve o da onca başarıdan sonra seviyesini arttıracağı ve kendini bulacağı klube imza atan “Wesley Sneijder” i olacaktı. Ama olmadı. Bir süre sonra başarılı olsa bile kluple sıkıntıları olan Robinho oldu ve star’a gitti. 

Gözler bayram eder beyinler onun anlattıkları ile aydınlanırken o şu anda moderatörlük yaptığı 24 adlı kanalda yaptığı görevi programın adına verip zaten güzelliğiyle aklımızı başımızdan alırken sadeliğiyle de yüreğimizi ısıtmaya devam ediyor. Geçenlerde pek inanmamamla birlikte 80 doğumlu olduğunu öğrendiğim ve umutlarımı arttıran Bahar Feyzan’ı izliyorum, ama isteği üzerine sadece onu izlemiyorum haberlerini de dinliyorum. Konsantrasyonum çabuk bozuluyor, dalıp evlilik hayalleri kursam da çok şey öğreniyorum kendisinden gündeme dair…

Wednesday, 3 September 2008

Gisele'm!



Bakışından Süzülen İşvene Kurban...! 
Müzeyyen Senar'dan gelsin... Benzemez Kimse Sana

Konicivaa, konicivaa...

Blogsuz geçen günlerin ardından nasıl başlangıç yapsam acep diye düşünedurduğum sırada hızır gibi yetişti Duhtbrahma desem yalan olmaz heralde. Tembellik,ihmalkarlık,üşengeçlik, yada kısacası eşşeklikten dolayı uzun süre ihmal ettiğim blog a yeniden dönmenin huzuru içerisindeyim. Kendine takım bulması için süresiz kadro dışı bırakılmış oyuncunun teknik kadro değişince yeniden takıma geri dönmesi ruh halini taşıyorum şu dakikalarda. Saolsun duhtbrahma dükkanı hazırlamış, çayı demlemiş müşteriler gelmeye başlamış bana sadece altılı ve iddaa çalışmak kalmış. Bloga tekrardan başlangıç yaparken okuyan-okumayan,yorum yapan-yapmayan herkese şimdiden teşekkür ediyorum.