Thursday, 25 June 2009

çalımbaz'ın son numarası..

Denilson'la ilgili yazımın üstüne daha henüz post binmemişken beklenen oldu ve Brezilya'lı Hai Phong yönetimine, acayip isimli teknik direktöre ve kendisinden çok şey bekleyen zavallı taraftarları çok güzel bir çalımla bakkala gönderdi tam anlamıyla. "Çalımbaz, sakatlandığı ilk maçının ardından, Vietnam'dan ayrılacağını açıkladı.. Aslında istatistiğine bakarsan hiç de fena sayılmaz; yarım maç ve bir gol. Netice olarak aşağıdaki kırmızı formayla verilen mutlu pozlar anlamını yitirdi,umutlar suya düştü.. Ancak ilginç bir şey var ki o da hala bizim gazetelerin, Denilson'u Türkiye'ye getirmeyi aklından geçirmemiş olmaları.. Aslında olabilir değil mi? Hem brezilya'lı, hem çaptan düşmüş, hem yıldız ve hem de Vietnam'da mutsuz.. Ancak varsa eğer eşinin tutumunu ya da mevcutsa çocuklarının okul durumunu falan bilemiyorum. Neyse biz burdan haber vermiş olalım bu transfer kaçmaz!

Monday, 22 June 2009

Denil-SON durak!

"Denilson'un, 1997'de Tournoi de France'da, sansasyonel bir serbest vuruşla Real Madrid kapısını açan Roberto Carlos ve elden çıkarılan Ronaldo'nun yanı sıra sezonun en sevilen Brezilyalısı olmak için birkaç çalım atması yetmişti. Avrupa'nın yarısı kuyruğa girmiş, ama yarışı yaklaşık 63 milyon Mark (Ronaldo ve Rivaldo'ya ödenenden daha çok) ödeyen orta halli bir İspanyol kulübü olan Real Betis Sevilla kazanmıştı. Ama Denilson yalnızca bir kez daha parladı, o da 1998 Dünya kupası'nın hemen öncesindeki bir Nike reklamında havaalanı sahnesindeki çalımla. 20 lig maçında tek bir gol atamadı. Real Betis Sevilla ikinci lige düştü. Kulüp Denilson'dan kurtulamadı; milyonlar ödenmeye devam etti, ta ki 2001'de birlikte yeniden birinci lige çıkana dek.
2001 sonbaharında Betis kısa bir süre için ligde lider olup sansasyon yarattı, ama genç oyuncunun şöhreti, on takım arkadaşıyla birlikte kiraladığı kadınlarla özel bir antrenman salonunda fuhuş yaparken kulüp yetkililerince yakalanınca sona erdi."



Bu yazı 2004 yılında ithaki yayınlarından çıkan, Christian Eichler'ın "Futbolun Beceriksizleri Ansiklopedisi" isimli kitabından alınmıştır. Betis, Denilson'u São Paulo'dan 32 milyon dolara transfer ettiğinde bu bedel tüm zamanların en yüksek transfer ücreti olmuştu. Ancak tam bir fiyasko ile sonuçlanan bu transfer iki tarafa da hayır getirmedi. Betis İspanya ligi'nde orta sıralara mahkum oldu, Denilson Betis'ten sonra bir çok kulüp gezdi ve hiç birinde 1 sezondan fazla kalmadı. En son soluğu Vietnam ligi ekiplerinden Hai Phong'da aldı. 31 Yaşındaki oyuncu Pazar günü yeni takımının formasını giydiği ilk maçta fileleri havalandırdı. Ancak sakatlanarak 60. dakika'da oyundan çıktı. Hai Phong maçı 3-1 kazandı ancak ligdeki durumu pek umut vermiyor. 14 takımlı Vietnam ligi'nde 9'uncu sırada. Teknik Direktörleri Vuong Tien Dung, Denilson'la birlikte daha da yukarılara çıkmak istiyor. Bakalım "çalımbaz" Denilson Hai Phong'u yukarılara çekebilecekmi yoksa geçerken yolu Vietnam'a da mı düşmüş, hep birlikte göreceğiz...


Bu kitap ve Denilson vasıtasıyla, nostalji yapmış olduk. Tam da bir başka transfer rekoru Cristiano Ronaldo ve Real Madrid tarafından kırılmak üzereyken. 90 dakika'nın sonunu bir atasözü ile bağlayalım, mesaj kaygılı olarak; "ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.."

not: "başlangıçta şansları yoktu, üstüne bir de işleri ters gitti" motto'suyla yola çıkan kitap yakından tanıdığımız Daum, Rijkaard,Alpay Özalan gibi isimlere de selam sarkıtmadan geçmiyor.

Gazi'ye doğru..

İngiliz atları için sezonun en büyük yarışı Gazi koşusu, 28 haziran'da yapılacak. Birincilik ikramiyesi 750.000 TL. olan ve 3 yaşlı safkan İngiliz taylarına mahsus yarışa kayıt olan safkanlar belli oldu. Koşunun deklareleri 26 Haziran cuma günü yapılacak.

83. Gazi koşusunda Dünyanın en iyi jokeyi Frankie Dettori de, CHI isimli safkanla start alacak. Geçen yıl da Ülkemizde Enternasyonel Boğaziçi ve Topkapı koşularında at binen Dettori, dereceye girememişti. İtalyan jokey bu kez rövanşı almayı hedefliyor.

Gazi koşusunun yanında; Kısrak, Zübeyde hanım, Turbo'nun da kayıtlı olduğu Ali Rıza Bey ve Anafartalar gibi önemli kupa koşuları da yapılacak.

Şampiyon İngiliz atı Sabırlı da pazar günü Grup 1 mücadele için kayıt yaptıran isimlerden.

Yine Pazar günü koşulacak Arjantin Jokey Kulübü kupası koşusu, 2007 Gazi şampiyonu İnspector 'la 2008 Gazi Şampiyonu Pan River 'ı buluşturacak. Bu atlardan çıkan olmazsa Hipodroma gidenler 3 Gazi şampiyonunu da aynı günde izleme fırsatına sahip olacak.

Bu arada Nişantaşı City's alışveriş merkezi de "1927'den bu güne Gazi için koşuyoruz" isimli sergiye ev sahipliği yapıyor. Dönem fotoğraflarını ve Kupa'yı içeren bu sergi ilk kez kamuoyu ile paylaşılıyor.

Pazar günü herkesi Veliefendi Hipodromuna bekleriz..

Saturday, 20 June 2009

Yüreğimizi Yakanlar

**DİKKAT BU YAZI SPOİLER İÇERİR**

Hepimiz film izleriz. Evimizde ya da özellikle sinemaya giderek.. İzlediğimiz filmlerde hayattan, hayatımızdan bişeyler ararız; ne kadar doğaüstü olursa olsun.. Bu dolayda, tatmin olursak, hoşumuza giderse, aradığımızı bulmuşuz demektir.. Bunu sağlayan bir çok unsur var ama gerçekçi olması en önemlisi. Yani samimi olması.. Yani inandırıcı olması.. Yani bunun için uğraşması, bize kendinden bişeyler vermesi, özveride bulunması.. Film özveride mi bulunur? Evet gayet emekçidir bazen film.. Bize kendisini beğendirmek için en önemli şeyinden, kahramanından vazgeçer.. Kahraman derken herzaman birilerini kurtarması gerekmez. Öldüğü ana kadar gönlümüzü fethetmesi yeter.. İşte o zatın ölümü gerçekleşirken, biraz daha inanırız filme, ne kadar üzülsek de..

Benim izlediğim filmlerden aklımda kalan merhum kahramanlar:

- Achilles - Troy
- Maximus - Gladiator
- Sadık - Babam ve Oğlum
- Baran - Eşkiya
- Pete Dunham - Green Street Hooligans
- Maggie Fitzgerald - Million Dollar Baby
- V - V For Vendetta
- Ben Thomas - Seven pounds
- Dr. Malcolm Crowe - The Sixth Sense
- Neo - The Matrix Revolutions
- Boromir - The Lord Of The Rings: Fellowship Of The Rings
- William Wallace - Braveheart
- Ben Randall - The Guardian

Liste uzar gider tabi. Bu abi ablalardan bazılarına cenaze töreni bile yapılamadı.. Ama yüreğimizi burktular giderken ve aslında çok memnun olduk onları tanıdığımıza. Aslında ölmedi tabi onlar. Yani gerçek olmadıkları için değil, bilakis onları canlandıran aktörlerden daha gerçekler ve yüreğimizde yaşıyorlar..

Thursday, 18 June 2009

Bu aşkın katili sensin



Konfederasyon kupasını izlemiyorsam, içimdeki futbol aşkı azaldıysa, suçlusu bu alettir.Aletin adı vuvuzela, çıkardığı ses sivrisinek vızıltısı değil uğultusu. 2010 Dünya Kupası'nda eğer bu alet statlarda olursa Dünya Kupası benim için biter bir daha da Dünya Kupası izlemem!

Monday, 15 June 2009

Helal et hakkını

Aşağıdaki alıntı, Hakkı Yeten, Süleyman Seba gibi değerlere sahip bir camiayı yöneten yönetim kurulunun kaleminden çıkan bildirinin son 3 paragrafıdır.

"... Mehmet Topuz'un anne ve babası Antalya'da yaptıkları basın toplantısında, oğullarının artık sevdikleri takım Beşiktaş'ta olduğunu ve futbol hayatını burada sürdüreceğini, Beşiktaş'ta oynamaması halinde haklarını helal etmeyeceklerini açıklamışlardı. Evlatlarıdır... Bu işten ekmek yiyeceklerdir, onlar da haklarını helal etsinler.

Biz BJK olarak Mehmet Topuz'a eğer var ise tüm haklarımızı helal ediyoruz...

- Kendi ifadesiyle- gönlünde ve kalbinde Beşiktaş var iken, şu anda sırtında başka bir takımın forması olan Mehmet Topuz'a, futbol yaşantısında başarılar diler, Türk Futbolu'na faydalı olmasını dileriz.

Bu açıklama ile konuyu kapattığımızı, bu tür tali konularla uğraşmadığımızı, bileğimizin hakkıyla kazandığımız, tüm ülkenin "helal olsun", "yakıştı", "tertemiz" diye yorumladığı çifte şampiyonluğumuzun coşkusunu camiamızla ve taraftarımızla birlikte yaşadığımızı kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız."

Yazılan bu bildirinin altında Recep Demirkeser, Beşiktaş Taraftarı, Şenkardeşler Kıraathanesi, 15/06/09 yazmıyor. Malesef bu bildirinin altında, 106 yıllık maziye sahip olan, Beşiktaş Jimnastik Kulübü yazıyor.

Kulübün -kulüpten kastım Yıldırım Demirören yönetimidir.- bu ve benzeri her olay sonrası yaptığı hataları kendi üstünden atma çabası kabak tadı vermeye başladı artık. Del Bosque olsun Ertuğrul Sağlam olsun, Koray Avcı, Aydın Karabulut olsun her olay sonrası faturayı ödememek adına her türlü hareketi mübah sayıyor Yıldırım Demirören yönetimi. Her olayda karşı taraf haksız, her olayda Beşiktaş'ın hakkı yenmekte. Ancak olayların iç yüzü araştırıldığında farklı şeyler söylüyor tarih. Bu olayda haklı-haksız ayrımı yapmaktan ziyade kriz yönetimi incelenmeli. Beşiktaş nasıl davranmış Fenerbahçe nasıl davranmış. Fenerbahçeli olsamda ortada bir haksızlık olduğu zaman söylememezlik yapmam. Açık konuşmam gerekirse Mehmet Topuz transferi çoğu Fenerbahçeli gibi benim de içime sinmedi. Zaten gelmesini istemediğim bir futbolcunun(karakteri "0" numara , futbolculuğu "10" numara) takımımda forma giyecek olmasını pek hazmettim denemez.

Bu arada konuyu helal haram kısmına getirirsek, Beşiktaş Kulübü Yıldırım Demirören yönetimindeki dönemi kapsayan hesap defterinde çok kötü çuvallar. Hesap veremez, bence bu topa girmemeliler.

Aziz Yıldırım konusuna gelince, Aziz Yıldırım'ın bu tarz hareketlerini ilk kez Mehmet Topuz transferinde görmedik, o yüzden uzaylı görmüş köylü gibi şaşırmanın alemi yok. Bu tür transferler ne ilk olacaktır ne de son. O yüzden panik havası estirmeyelim, Türk basınına çıkardığı sonsuz malzeme için başta Mehmet Topuz olmak üzere, Süleyman Hurma, Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Recep Mamur ve Mehmet Özhaseki'ye teşekkür edelim.

Sunday, 14 June 2009

Burun farkıyla gelen iade-i itibar


Buradan, 31 Mayıs'ta yazdığım yazının klasik tabirle "henüz mürekkebi kurumadan"; Turbo-Kafkaslı kapışmasında yeni bir boyuta geçildi. 28 mayıs perşembe günü Turbo, Kafkaslı'yı geride bırakmış ve 21. yarışını da zaferle noktalamıştı. O yarıştaki dikkat çekici bir şey; ikinci at konumundaki Kafkaslı'nın 1'e 30 veren, anlaması güç ganyanı'ydı.

İkilinin bir sonraki buluşması 13 Haziran 2009 Cumartesi günü gerçekleştirilen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kupası Koşusu’nda oldu. Yine bilinen stiliyle Turbo yarışı önde götürdü, Kafkaslı ise geride.. Kafkaslı, son 50 metreye kadar yarışı bitirdi gözüyle bakılan Turbo'yu ayna önünde burun farkıyla geçmeyi başardı. Turbo 22'inci yarışında ilk kez geçildi. Kafkaslı ise bu kupayı üçüncü kez kazanma başarısını gösterdi.

Bu buluşmada ganyanlar da normale dönmüştü. ikinci at Kafkaslı 4.40'la yarışa girdi. Bir önceki koşuda anormalliğin ortadan kalktığı görüldü. Kafkaslı; kendisini 30 lira ganyanla yarışa sokanlara nasıl bir at olduğunu bir kez daha kanıtladı. Selim Kaya'nın muhteşem zamanlamasının da hakkını vermek lazım. Bakalım önümüzdeki günler bu ikiliye neler getirecek..


Yarışı izlemek için tıklayın

Saturday, 13 June 2009

Penguenler şampiyon!

NHL'de Pittsburg Penguins, Detroit Red Wings'i final serisinin yedinci ve son buluşmasında, deplasmanda 2-1 yenerek, Stanley Kupasının sahibi oldu.

En son 1992'de mutlu sona ulaşan Penguins, geçen yıl finalde kaybettiği rakibinden rövanşı da almış oldu.
Final serisinde 2-0 geriye düşen Penguins, önce 2-2'yi bulmuştu. Beşinci buluşmayı kazanan Detroit Red Wings bir kez daha öne geçmiş, ancak Penguins altıncı buluşmada seriyi eşitlemişti.

Son maçta penguins'den Maxim Talbot'un ikinci devrede gelen iki golüne, Red Wings Jonathan Ericsson'la karşılık verebildi ve rinkten 2-1 mağlub ayrıldı.

Penguins'in Rus oyuncusu Evgeni Malkin, 2008-2009 sezonunun en değerli oyuncusu seçildi.

Thursday, 11 June 2009

Kadın kuaförü kılıklı futbolcu geldi



Trt 3 'te Avrupa'dan Futbol programının fırtına gibi estiği zamanlar. Romario, Stoitchkov, Guardiola'lı Barcelona, Vialli, Ravanelli'li Juventus, Baresi, Savicevic, Massaro'lu Milan'ın olduğu zamanlar. Abimle her hafta Avrupa'dan Futbolu izliyoruz. O bir takım seçiyor, ben de rakibini, dolayısıyla kral takımları zamanında o kapmış bana rakiplerini bırakmış. Real Madrid'de o günlerden bana kalmış olan bir takım. Tıpkı Inter gibi...

Ancak artık yol ayrımına gelmiş durumdayım zira futbolseverlik hayatım boyunca en nefret ettiğim oyuncuların başında gelen -Rio Ferdinand'ın önüne geçemez- Cristiano Ronaldo Real Madrid'e transfer oluyor. Futbolculuğunun Messi'nin yanına erişemeyeceğini düşünsem de çok büyük topçu olduğu aşikar. Ne var ki, bu adam yanında Mehmet Topuz benim nazarımda daha karakterli bir insan. Resimdeki görülen diğer futbolcu -ki adamın hası olduğunu düşünür ve saygı duyarım- Ricardo Kaka bile bu durumu kurtarmaya yetmiyor maalesef. Bu günden itibaren benim için Real Madrid sempatisi Cristiano Ronaldo gidene kadar bitmiştir. Kalbimdeki yeri bambaşka olan Atletico Madrid tribünlerinde Duhtbrahma'nın bana ayırdığı yerime geri dönüyorum ben. Eyvallah. Arrivederci. Adiós. Au revoir. Goodbye.