Monday, 15 June 2009

Helal et hakkını

Aşağıdaki alıntı, Hakkı Yeten, Süleyman Seba gibi değerlere sahip bir camiayı yöneten yönetim kurulunun kaleminden çıkan bildirinin son 3 paragrafıdır.

"... Mehmet Topuz'un anne ve babası Antalya'da yaptıkları basın toplantısında, oğullarının artık sevdikleri takım Beşiktaş'ta olduğunu ve futbol hayatını burada sürdüreceğini, Beşiktaş'ta oynamaması halinde haklarını helal etmeyeceklerini açıklamışlardı. Evlatlarıdır... Bu işten ekmek yiyeceklerdir, onlar da haklarını helal etsinler.

Biz BJK olarak Mehmet Topuz'a eğer var ise tüm haklarımızı helal ediyoruz...

- Kendi ifadesiyle- gönlünde ve kalbinde Beşiktaş var iken, şu anda sırtında başka bir takımın forması olan Mehmet Topuz'a, futbol yaşantısında başarılar diler, Türk Futbolu'na faydalı olmasını dileriz.

Bu açıklama ile konuyu kapattığımızı, bu tür tali konularla uğraşmadığımızı, bileğimizin hakkıyla kazandığımız, tüm ülkenin "helal olsun", "yakıştı", "tertemiz" diye yorumladığı çifte şampiyonluğumuzun coşkusunu camiamızla ve taraftarımızla birlikte yaşadığımızı kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız."

Yazılan bu bildirinin altında Recep Demirkeser, Beşiktaş Taraftarı, Şenkardeşler Kıraathanesi, 15/06/09 yazmıyor. Malesef bu bildirinin altında, 106 yıllık maziye sahip olan, Beşiktaş Jimnastik Kulübü yazıyor.

Kulübün -kulüpten kastım Yıldırım Demirören yönetimidir.- bu ve benzeri her olay sonrası yaptığı hataları kendi üstünden atma çabası kabak tadı vermeye başladı artık. Del Bosque olsun Ertuğrul Sağlam olsun, Koray Avcı, Aydın Karabulut olsun her olay sonrası faturayı ödememek adına her türlü hareketi mübah sayıyor Yıldırım Demirören yönetimi. Her olayda karşı taraf haksız, her olayda Beşiktaş'ın hakkı yenmekte. Ancak olayların iç yüzü araştırıldığında farklı şeyler söylüyor tarih. Bu olayda haklı-haksız ayrımı yapmaktan ziyade kriz yönetimi incelenmeli. Beşiktaş nasıl davranmış Fenerbahçe nasıl davranmış. Fenerbahçeli olsamda ortada bir haksızlık olduğu zaman söylememezlik yapmam. Açık konuşmam gerekirse Mehmet Topuz transferi çoğu Fenerbahçeli gibi benim de içime sinmedi. Zaten gelmesini istemediğim bir futbolcunun(karakteri "0" numara , futbolculuğu "10" numara) takımımda forma giyecek olmasını pek hazmettim denemez.

Bu arada konuyu helal haram kısmına getirirsek, Beşiktaş Kulübü Yıldırım Demirören yönetimindeki dönemi kapsayan hesap defterinde çok kötü çuvallar. Hesap veremez, bence bu topa girmemeliler.

Aziz Yıldırım konusuna gelince, Aziz Yıldırım'ın bu tarz hareketlerini ilk kez Mehmet Topuz transferinde görmedik, o yüzden uzaylı görmüş köylü gibi şaşırmanın alemi yok. Bu tür transferler ne ilk olacaktır ne de son. O yüzden panik havası estirmeyelim, Türk basınına çıkardığı sonsuz malzeme için başta Mehmet Topuz olmak üzere, Süleyman Hurma, Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Recep Mamur ve Mehmet Özhaseki'ye teşekkür edelim.

Sunday, 14 June 2009

Burun farkıyla gelen iade-i itibar


Buradan, 31 Mayıs'ta yazdığım yazının klasik tabirle "henüz mürekkebi kurumadan"; Turbo-Kafkaslı kapışmasında yeni bir boyuta geçildi. 28 mayıs perşembe günü Turbo, Kafkaslı'yı geride bırakmış ve 21. yarışını da zaferle noktalamıştı. O yarıştaki dikkat çekici bir şey; ikinci at konumundaki Kafkaslı'nın 1'e 30 veren, anlaması güç ganyanı'ydı.

İkilinin bir sonraki buluşması 13 Haziran 2009 Cumartesi günü gerçekleştirilen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kupası Koşusu’nda oldu. Yine bilinen stiliyle Turbo yarışı önde götürdü, Kafkaslı ise geride.. Kafkaslı, son 50 metreye kadar yarışı bitirdi gözüyle bakılan Turbo'yu ayna önünde burun farkıyla geçmeyi başardı. Turbo 22'inci yarışında ilk kez geçildi. Kafkaslı ise bu kupayı üçüncü kez kazanma başarısını gösterdi.

Bu buluşmada ganyanlar da normale dönmüştü. ikinci at Kafkaslı 4.40'la yarışa girdi. Bir önceki koşuda anormalliğin ortadan kalktığı görüldü. Kafkaslı; kendisini 30 lira ganyanla yarışa sokanlara nasıl bir at olduğunu bir kez daha kanıtladı. Selim Kaya'nın muhteşem zamanlamasının da hakkını vermek lazım. Bakalım önümüzdeki günler bu ikiliye neler getirecek..


Yarışı izlemek için tıklayın

Saturday, 13 June 2009

Penguenler şampiyon!

NHL'de Pittsburg Penguins, Detroit Red Wings'i final serisinin yedinci ve son buluşmasında, deplasmanda 2-1 yenerek, Stanley Kupasının sahibi oldu.

En son 1992'de mutlu sona ulaşan Penguins, geçen yıl finalde kaybettiği rakibinden rövanşı da almış oldu.
Final serisinde 2-0 geriye düşen Penguins, önce 2-2'yi bulmuştu. Beşinci buluşmayı kazanan Detroit Red Wings bir kez daha öne geçmiş, ancak Penguins altıncı buluşmada seriyi eşitlemişti.

Son maçta penguins'den Maxim Talbot'un ikinci devrede gelen iki golüne, Red Wings Jonathan Ericsson'la karşılık verebildi ve rinkten 2-1 mağlub ayrıldı.

Penguins'in Rus oyuncusu Evgeni Malkin, 2008-2009 sezonunun en değerli oyuncusu seçildi.

Thursday, 11 June 2009

Kadın kuaförü kılıklı futbolcu geldi



Trt 3 'te Avrupa'dan Futbol programının fırtına gibi estiği zamanlar. Romario, Stoitchkov, Guardiola'lı Barcelona, Vialli, Ravanelli'li Juventus, Baresi, Savicevic, Massaro'lu Milan'ın olduğu zamanlar. Abimle her hafta Avrupa'dan Futbolu izliyoruz. O bir takım seçiyor, ben de rakibini, dolayısıyla kral takımları zamanında o kapmış bana rakiplerini bırakmış. Real Madrid'de o günlerden bana kalmış olan bir takım. Tıpkı Inter gibi...

Ancak artık yol ayrımına gelmiş durumdayım zira futbolseverlik hayatım boyunca en nefret ettiğim oyuncuların başında gelen -Rio Ferdinand'ın önüne geçemez- Cristiano Ronaldo Real Madrid'e transfer oluyor. Futbolculuğunun Messi'nin yanına erişemeyeceğini düşünsem de çok büyük topçu olduğu aşikar. Ne var ki, bu adam yanında Mehmet Topuz benim nazarımda daha karakterli bir insan. Resimdeki görülen diğer futbolcu -ki adamın hası olduğunu düşünür ve saygı duyarım- Ricardo Kaka bile bu durumu kurtarmaya yetmiyor maalesef. Bu günden itibaren benim için Real Madrid sempatisi Cristiano Ronaldo gidene kadar bitmiştir. Kalbimdeki yeri bambaşka olan Atletico Madrid tribünlerinde Duhtbrahma'nın bana ayırdığı yerime geri dönüyorum ben. Eyvallah. Arrivederci. Adiós. Au revoir. Goodbye.

Saturday, 6 June 2009

Transfer sezonu hiç bitmesin



Türk futbolseverinin en sevdiği dönem başladı. Sonu gelmeyen transfer hikayeleri, içimizi kıpraştıran asparagas haberler, susmayan telefonlar, kulüp başkanı gibi diğer takım taraftarlarına karşı beyanatlarda bulunmalar, bitmeyen tartışmalar vs. Seviyorum bu dönemi. Benim sloganım Turkcell Süper Lig artık başlasın değil,  "Transfer sezonu hiç bitmesin.!"

Mehmet Topuz'un durumu da resimdeki arkadaş gibi. Önümüzdeki günler ne gösterecek bekleyip göreceğiz. Güzel tartışmalar olacağını düşünüyorum, Telegol'e güzel malzeme çıkar artık.

Sunday, 31 May 2009

Bardağın dolu tarafı



Resimde görüldüğü şekliyle, manyakça dans eden kadının, sayısı onları aşan mükemmel şarkının yanında, Fatih Erkoç'un seslendirdiği ''Sensiz Olamam'' şarkısının da söz ve bestesinin sahibi olduğunu biliyor muydunuz ? 

geciken yazı kontenjanı 2: Kafkas'lı 1'e 30 veriyor!!


Bursa Osmangazi Hipodromu’nda 28 Mayıs Perşembe günü Orhan Gazi adına düzenlenen koşu'yu Turbo kazandı.

75.000 TL ikramiyeli 1500 metrelik çim pist koşusunu Halis Karataş'la birinci bitiren Turbo, 21. yarışını da zaferle noktaladı. Bir başka şampiyon Kafkaslı ise uzak farkla geride ikinci oldu.Bu noktaya kadar enteresan bir şey yok. Turbo'nun Kafkaslı'ya uzak fark yapmasını da normal karşılıyoruz. Ancak çok anormal birşey varki o da atların ganyanları.


Turbo; 1,05. Kabul. Türkiye'nin teki. Peki ikinci at Kafkaslı'nın 30 liralık ganyanına ne yorum yapmalı bilemiyorum. Kafkaslı'nın 93 koşuda 54 birinciliği olduğunu hatırlatalım. Böyle bir şampiyon için bu derece yüksek ganyan görülmüş şey değil..

geciken yazı kontenjanı 1: İstanbul'dan kupa geçti..


Uefa kupası o çok bilindik klişe başlıkla; "İstanbul'dan geçti", hatta ben bu yazıyı yazana kadar Donetsk'e ulaştı... Luçesku, fahri Donetsk vatandaşı bile oldu.
Her türlü numaraya sahip akreditasyon kartı sayesinde mevzuyu yerinde takib eden ben, gecikmeli de olsa ufak notları kayıtlara geçirmek istedim..


a)Ukrayna'lı ve Alman taraftarların azlığı dikkat çekiciydi. Tribünlerde sanki bir hazırlık maçı havası vardı. Fenerbahçe formalıların, özellikle maraton tribünü'nü istila ettiğini gördüm. Fırsat bu fırsat diyerek Galatasaray ve Beşiktaş forması ile stadyuma gelenler, Fenerlilerle sarı kartlık tartışmalar yaşadı. Ancak Shakhtar Donetsk'in ilk golü ağlarla buluşurken, bir Galatasaraylı'da Fenerlilerin tekme ve tokatlarıyla buluştu. Özellikle uzatma bölümünde dakikalarca "Sarı-Lacivert-Şampiyon-Fener" diye inleyen tribünler bir süper lig maçından 
farksız görüntü çizdi. Kısacası atmosfer sınıfta kaldı.

b)İtalyan gazeteciler, kart cezası sebebiyle forma giyemeyen Werder Bremen'li Diego ile maçtan sonra Juventus'a transferine ilişkin kısa bir röportaj yaptılar. Brezilyalı oyuncu henüz anlaşmadığını belirtmişti. Şuan artık bir Juventus'lu olan Diego, dün, yani 30 mayıs akşamı son kez Bremen forması giydi. Uefa kupasını kaybeden Bremen, Leverkuzen'i yenerek sezonu Almanya kupası ile noktaladı. 
c)Maç bitti, Son Uefa Kupası gitti.. sahne "Stadium Cleaning" 'e kaldı..

Den ime ego - Bu gidişle



Ege'nin iki yakası her zaman karşı tarafı kendinden bir şeyler çalmakla suçlasa da ben bu alıntı-çalıntı olaylarının özellikle musiki ile ilgili kısımlarından herhangi bir sıkıntı duymuyorum. Aksine bana mutluluk veriyor bu durum. 

Sezen Aksu - Haris Alexiou şarkıları arasındaki ilişki en bilineni olmakla birlikte son zamanlarda Ziynet Sali isimli Kıbrıslı ablamız da güzel Türkçe- Yunanca şarkılar seslendirmekte. Bugün de  Ziynet Sali'nin yorumladığı Yunanca versiyonunun adı "Den ime ego" olan "Bu gidişle" isimli şarkıyı incelemek istiyorum. 

Şarkının her iki versiyonunda da müzik olarak fark yok. Aynı düzenlemeye Yunanca ve Türkçe güfte yazmışlar. 

Şarkıdan dakikalara gelecek olursak eğer benim kulağıma takılanlar(TRT Türkçesiyle gönül telimi titretenler ya da Yunancasıyla Καρδιά μας σείστηκε σύρμα*) şunlar;

- şarkı piyanolu girişiyle zaten gözümüzde puanını artırmakta, 
- 0:55 bas gitarın komutuyla şarkıya giriş,
- 1:17'de başlayan yaylılar,
- 1:36-1:38 arasındaki piyano,
- 1:43'te arkadaki olaylar, zannedersem klavye olsa gerek. güzel bir hava vermiş şarkıya.
- 1:54-1:57 arası yaylılar,
- 2:33'e dikkat,
- 2:46 bu saniyeye kadar nerede kaldı dedirten klarnetin artık devreye girmesi,
- 3:11'de nakarattan önce klarnet,
- 3:25 yine klarnet,
- 3:44 yaylılar.
- şarkı süresince inceden inceden çalışan akustik gitarı da unutmamak lazım elbette. 

Bolca pozisyona sahip olan bu şarkıda Ziynet Sali gibi bir forvet olunca oldukça güzel goller çıkmış ortaya. Çalan müzisyenlerin ellerine nefeslerine sağlık. Beğenerek dinlediğim bir şarkı. Güzellik bakımından Türkçesi ve Yunancası arasında kararsızım, o yüzden iki versiyonunu da tavsiye ederim okuyan herkese. 

*: Google translate'e Türkçe olarak "Gönül telimizi titretenler" yazınca çıkan Yunanca karşılık.