Tuesday, 19 February 2008

Müşteki - Latte




Eskiden de nadiren de olsa bakar incelerdim. Son bir senedir fena sardım "ekşi sözlük" e.. Benim de söyleyeceklerim vardı; düşüncelerim, teorilerim, hissettiklerim.. Bir gün "Evet ben de.." dedim. Sabır lazım tabi.. Bekledim...


Buribaker verdi beklenen haberi; çaylak alımı başlamış. Durmadım. Başvurdum. Yazdım bişeyler. Sabır lazım tabi.. Aceleye getirmemek için uğraştım. Pek öyle tehlikeli konulara da girmedim.. Belirlenen şartları yerine getirdim..Yazılarım için değerlendirmeye alınma süreci başlamış oldu.


Bekledim. Maillerimi kontrol ettim periyodik olarak, onay mesajı gelip gelmediğini kontrol etmek amaçlı. Sabır lazım tabi..


1 hafta geçti..


2 hafta geçti..


3 hafta, 1 ay, 2 ay....


Canım ben ne bileyim bu kadar uğraştırdıklarını okumaya devam ederdim efendi efendi.. 4 ay geçti yaklaşık, bi numara yok..


Fekat imdadıma yetişen yine Buribaker oldu. Beni anlayan ihtiyaçlarıma cevap veren bir platforma gark etti beni. Şimdi mutlu huzurlu yaşayıp gidiyorum..


Yaşasın müştemi - latte!

Monday, 18 February 2008

Sonsuz Çile

Çorapları ayrı tutarsak forma 10 numara olmuş!


Atletico Madrid kadar büyük beklentilerle sezona girip sezon ortasında havlu atan kaç tane takım vardır bilmem ama bu takımın parlak zamanlarını her futbol sever gibi bizlerde özlüyoruz. Bugün yine rakipleri puanları sağa sola cömertçe saçarken onların onyüzbinmilyon puanlık maçta gelip gelmesi 3üncülüğe kadar yükselmelerini sağlayacaktı. Herşey güzel de başlamıştı ama kötü bitti. Zira karşılarında son yıllarda gördüğüm en güzel formayı üstlerine giymiş olan Yeste ve arkadaşları vardı. Vicente Calderon deplasmanından 3 puanı alıp gittiler yağmurlu bir pazar akşamı. Sonlarına doğru Erdoğan Şenay tandansı yakaladığım bu yazımın sonunda atletico madrid taraftarlarına Ah canım Ahmet'ten Sonsuz Çile şarkısını gönderiyorum. Sahi bir Ah Canım Ahmet vardı ne oldu ona ... ?

Sunday, 17 February 2008

Acelen Ne Bekle Firuze


Türkiyede pop müziğin en hareketli ve parlak zamanlarında top1o, pop1o vs... listeleri yapılırdı. O listelerde yer alan şarkıların büyük çoğunluğunun bestesini ve düzenlemesini Onno Tunç, Uzay Heparı yapmış sözlerini ise Aysel Gürel yazmış olurdu. Onno Tunç ve Uzay Heparı'yı kaybettikten beri Aysel Gürel'in arada yazdığı sözlerle avunur olmuştuk pop müzik adına. Günlerden 17 şubat yıllardan 2008 de tarihe tanıklık ederken türk pop müziğinin tarihini yazan kadının ölümüne de biryerde tanıklık etmiş olduk. Nev-i şahsına münhasır bir kişiydi ama böyle sözler yazmak da ancak ona nasip olabilecek bir şeydi. Mekanı cennet olsun... Nur içinde yatsın...

En son icraatlarindan birisi de bu şarkıydı... Aramıza yeni katılan ''Duhtbrahma'' söylemişti ne güzel şarkıdır diye...

Bihaber olsaydım daha iyi olurdu !

Dün gece kanallar arasında gezerken köşesinde cnntürk yazan kanalda ''oradaydım'' adlı programı izlemek üzere mola verdim. Programda Abdullah Ercan'ın ağzından 5 mayıs 1996 tarihinde oynanan trabzonspor fenerbahçe maçı anlatılıyordu. Ben o maçtan sonra sevinen tarafta yer almıştım. Bugün dönüp bakıyorum da aslında '' aman canım 22 adam 1 topun peşinde koşuyorlar neyini izliyorsunuz?'' diyen kişilerden biri olmak ne kadar güzel olurmuş. Bir tarafta bu kadar kahrolan insanlar varken sevinen tarafta olmak pek de önemli olmasa gerek. Ama bir kere bulaştık bu derde...

Tarihe tanıklık etmek...

Bugün biz istanbullular için kar yağışı izleyerek evde miskinlik yapma günü olsa da dünyanın başka noktalarında durum aynı değil. 2008 yılının 17 şubatı kosovanın dünyaya bağımsızlığını ilan ettiği gün olarak tarihin tozlu sayfalarına not düşüldü. Yaşadıkları bunca acılardan sonra bu sevinçli günleri umarız sonsuza kadar devam eder.Bize de tarihe tanıklık etmek düşer...

Spora Destek




Dün televizyonda düzgün bişeyin olmadığı bir sırada, denize düşen yılana bile sarılırsa da bana ksk-gs basketbol maçı suretinde bi kayık denk geldi.. İşin güzeli o kayık büyüdü, büyüdü koskocaman bi yat oluverdi. "Akşama doğru'm" u kurtaran maç 75-74, futbolda desteklediğim kulübün takımı aleyhinde sonuçlansa da son dakikalarında yaşattığı zevk herşeye değerdi..
Çok çabaladım çocukluğumda basketbol oynamak için ama beceremedim bir türlü. Ama yılmadım. Futbol, tenis, voleybol hatta curling kadar bile hoşlanmasam da maçlara gider haberlerini dinler hido veya mehmet in başarılarıyla övünürüm sevinirim..
Neymiş, Türk Erkekleri basketbola gerekli desteği vermiyomuş!! Hergün içtiğimiz biralar da mı futbola gidiyo arkadaş.

Bir Cumartesi Gecesi Maç Mesaisi

Soğuk ve karlı cumartesi günü, ev maç izlemeye müsait.. saat 20:30, İlk olarak Tillburg'ta willem II stadyumundayız, willem - psv karşılaşmasında.. psv'nin baskılı oyunu sonucu bulduğu pozisyonlardan GOoOL!! sesi çıkmadı.. Saatler 21:30 olduğunda daha önemli gördüğümüz Juventus - Roma maçı için Torinoya bağlandık.. Tempolu bir ilk yarının son dakikasında Del Piero'nun frikik golü Juventusu soyunma odasına 1-0 önde götürdü. Bu arada PSV'nin maçı 84. dakikada simons'un pen6 golüyle kazandığını öğrendik. Torinoda 2. yarı başlıyor.. Roma baskısını artırıyor.. fakat golü bulamıyor. Bir italyan derbisi daha az gollü sona eriyor. Bünye bir 3.maça daha dayanabilirmi? -!!#*?#!!? Zaragozaya bağlandığımızda oyunun 25. dakikası Barcelona hücumda, fazla geçmeden Henry el tartışmaları arasında topu ağlara gönderiyor.. "İsmi fenerbahçeylede anılan Oliveira" yerde kalıyor, pen6'yı milito tribünlere gönderiyor.. ilk yarı sona eriyor.. 2.yarı Zaragoza hızlı başlıyor.. oliveira topu ağlara gönderiyor.. 73.dakikada oyuna giren Ronaldinho, 83'te skoru 1-2'ye taşıyor..
"Bir cumartesi gecesi maç mesaisi" bu şekilde son bulurken akıllar "New Scientist" dergisi’nin araştırmasına takılıyor; Uzmanlar; üst üste 3 maç izleyenin beynini ÖLÜ kabul ediyor...
Aaa bu arada Gimnasia Jujuy-Estudiantes maçı n'oldu?
-!!?#*?#!!

Tuesday, 12 February 2008

Esthero


vokaline kurban...!

Ertuğrul Özkök



''... bunu söyleyen sadece ben değilim bunu söyleyen binlerce insan var ...''

12 şubat 2008 tarihli neden? adlı programa telefonla katılan ertuğrul özkök ün konuşması boyunca söylemekten bıkmadığı tümce.
başkalarının da seninle aynı fikirde olması mı senin fikrini doğru kılar ?
seni onaylayan birisi yoksa senin fikirlerin topyekün yanlışmıdır ?

Sunday, 10 February 2008